Hangi yüzyıl veya hangi mezhep olursa olsun, kutsal şehirlerde bu her zaman yaşanmıştır. Kolay yoldan zengin olmak isteyenler, ihtiyaç sahiplerine ruhsal avuntular sunma işine her zaman girişebilir.
Dinler çok yaygındır ve spiritüel piyasada yeni dinlere her zaman yer vardır. Ancak yeni inanç, mevcut yapının kâr ve ayrıcalıklarını tehdit etmeye başlarsa oyun değişir.
İbrahim'in iki karısı vardı: Sara ve Mısırlı hizmetçisi Hacer. Sara, Hacer'i kıskanıyordu. İbrahim'in Hacer'den doğma İsmail'i vârisi ilan etmesinden korkuyordu. Bu nedenle kocasını her ikisini de sürgüne göndermeye ikna etti. Hacer küçük oğlunu alıp yollara düştü. Kızıldeniz'e çok uzak olmayan çölde bir kayanın üstüne oturup gözyaşı döktü. Üzgün ve mutsuzdu. Ancak İsmail üzgün ve mutsuz değildi. Öfkeliydi, çok öfkeliydi. İslami geleneğe göre, bir hışımla kumları tekmelemeye başladı. Öylesine sert bir tekme attı ki çöllerdeki vahalarda bulunan bir pınar ortaya çıktı. İbrahim oğlunun yarattığı vahayı duydu. Gözden çıkarmış olduğu eşi ve çocuğunu ziyaret etti ve hayatlarını kurtaran pınarın yanı başında bir tapınak inşa etti. Tapınağa kutsal bir siyah taş dikti. Bunda da başka bir hikâye gizliydi:
Âdem ile Havva masumiyetini kaybedince Tanrı onları dünyaya gönderdi. Yetişkinliğin bütün karmaşıklıklarıyla dolu bir hayat süreceklerdi. Ancak İslamın anlattığına göre, Tanrı bahçeden bir şeyi hatıra olarak almalarına izin verdi. Bu onlara hem sonsuza dek geride bıraktıkları hem de sonsuza dek yanlarından ayırmayacakları şeyi anımsatacaktı. Aden bahçesini kaybetmişlerdi ama Tanrı'yı kaybetmemişlerdi. Aden bahçesinin kapıları kapansa da Tanrı onlarla olacaktı. Âdem ile Havva cennetten indirildiği söylenen siyah bir taşı yanlarına aldı. İbrahim bu taşı miras almıştı. Kâbe'de bu taşı dikti. İsmail'in keşfettiği vahadaki tapınak buydu. Efsanevi Siyah Taşın dikildiği Kâbe'nin çevresinde bir şehir kuruldu.
Bu şehrin adı Mekke'ydi.
Zerdüşt'ün öğretisi canlı ve ürkütücü olmasının dışında çok etkiliydi. Dünya dinine birçok yeni tema kattı. Bireysel olarak dirilip cennette mutluluğa kavuşma ya da cehennemde işkencelere maruz kalma fikri ilk kez burada karşımıza çıkar. Ayrıca zamanın sonunda büyük bir savaşın gerçekleşmesi, Tanrı'nın kötülüğü yok etmek için bir kurtarıcı göndermesi, doğruluk ve adaletin hâkim olduğu bir dünyanın kurulması fikriyle de ilk kez burada karşılaşırız.
Daniel'in acılar çeken İsrail halkını teselli etmek maksadıyla aynı fikirleri gündeme getirdiğini görmüştük. Bu fikirler Yahudiler tarafından Pers ülkesindeki sürgün günlerinde benimsenmiş olabilir. Bu bize dinlerin birbirlerinden tamamen soyutlanmadığını ve birçok açıdan karşılıklı olarak etkilendiğini hatırlatır.