Thalassapolis

Hangi motivasyonla olursa olsun eski Yunanca öğrenenlerin bir noktada ortak bir özelliği vardır. Yürüyüşleri ve konuşmaları genellikle yavaştır ve duygularını pek fazla dışa vurmazlar (muhtemelen ben de onlardan biriyim). Bunun sebebi, uzun zaman önce ölmüş bir dil, konuşma diliyle iletişim kurmayan bir dil olması olabilir mi? Sessizlik ve utangaç tereddütler, duygusuz tepkilerle gelen tebessümlerle sınıfın havası usul usul ısınır ve yine usul usul sönümlenir.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Affedemem diyorsan, en azından af dilediğimi hatırlar mısın?
Sayfa 31·Kitabı okudu
Her yandan hainliğe uğramış, haksızlıkla ezilmiş, kötülük kaynayan bir kuyudan çıkıyorum, dünya üzerinde sapa bir yer arıyorum, şerefli insanın özgürlüğünün bulunduğu bir yer.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Sonuç olarak ziyaretçilerinden fazlasıyla çikolata ve şekerleme aldı; bu yüzden ciddi bir mide ve bağırsak rahatsızlığı geçirdi. Sonunda semender bölümü kapatıldı ama artık çok geçti Andy olarak tanınan Andrias Scheuchzeri popülerliğinin yol açtığı nedenlerden öldü. Görüldüğü üzere şöhret semenderler bile yozlaştırıyor.
Sayfa 100·Kitabı okudu
“Yüksek yosma Chrysomallo, Bizans’taki sarayının avlusunda, adamlarının yardımıyla, görkemli koşumu altında sabırsızlıktan kişneyen soylu kara atı Barsymès’e bindi. Sonra, sevinçle dolup taşarak, ovalar ve ormanlar içinde özgürce bir gezi yapmak üzere çıktı. Akşama doğru, nerdeyse tam konutuna dönmek üzere geri döneceği anda, mahmuzunun, kendiliğinden, sık ve düzenli bir biçimde, atının böğrüne batmakta olduğunu sezdi. Barsymès dört nala ileriye atıldı, bir daha da hiçbir şey durduramadı kendisini. Karanlık çökünce, yol biniciyi her yanda izleyen, yeşilimsi bir ışıkla aydınlandı. Chrysomallo, bu ışıkların çıktığı noktayı ararken, mahmuzunu gördü: su yeşili bir ışıltıyla ışıldıyarak dolayları aydınlatıyor, ayağını, kendisi istesin istemesin, sürekli olarak, her seferinde biraz daha fazla oymak üzere, atın kanlı yarasına getiriyordu. Bu çılgın kaçış yıllarca sürdü. Durmamacasına vurmakta olan mahmuz, gün boyunca soluk parıltısını koruyor, gece bu parıltıyı bir şimşek parıltısına dönüştürüyordu. Ve Bizans’ta hiç kimse Chrysomallo’yu bir daha görmedi.”
Sayfa 223·Kitabı okudu