Ancak güzelliklerine ve güçlü kalma yeteneklerine rağmen Kurtlar için kimi zaman şöyle sözedilir: "Ah, çok açsın, dişlerin çok keskin, arzuların çok yoğun." Kurtlar gibi kadınlarla ilgili olarak da bazen sadece belli huyların, sadece belli kısıtlı arzular kabul edilebilirmiş gibi konuşulur. Bu tavra genellikle kadının büyüklüğü, boyu, yürüyüşü ve şeklinin tek ya da istisnai bir ideale uygun olup olmadığına göre ahlaki bir iyilik ya da kötülük tutumu eklenir. Tek bir güzellik ve davranışın idealine uyan huy, tavır ve çerçevelere sokulmaya çalışılan kadınlar hem beden hem de ruh açısından tutsak düşer ve bir daha özgürleşemezler.
Odanızı toplayacak enerjiyi bulursanız temiz bir odanız olur. Şimdilik. En başından odanın dağılmasına yol açan o baştan savma ve eline geçeni bir yere tıkma alışkanlığını korursanız çok geçmeden karşınızda yine dağınıklık bulur ve yeni bir motivasyon hücumu beklemeye başlarsınız. Asıl değiştirmemiz gereken o sonuçlara yol açan sistemlerdir. Sorunları sonuç düzeyinde çözdüğünüz zaman sadece geçici olarak çözersiniz.
Her hedefin arkasındaki üstü örtülü varsayım şudur: "Hedefime ulaştığım zaman mutlu olacağım." Hedefi öne koyan zihniyetin sorunu, mutluluğu sürekli bir sonraki kilometre taşına kadar erteliyor olmanızdır.Dahası hedefler bir "ya şunu yaparım ya da başarısız olurum" çatışması yaratır. Ya hedefinize ulaşır ve başarılı olursunuz ya da çuvallar ve bir hayal kırıklığı olursunuz. Kendinizi zihinsel olarak mutluluğun dar bir versiyonunu hapsedersiniz. Bu yanlıştır. Hayattaki gerçek yolunuzun yola ilk çıktığınızda aklınızda olan yolculukla birebir örtüşmesi çok olası değildir. Başarıya giden pek çok yol varken tatmininizi tek bir senaryoda kısıtlamanın hiçbir anlamı yok. Panzehir sistemlere öncelik veren zihniyettir. Sonuçtan ziyade sürece aşık olduğunuzda kendinize mutlu olmaya izin vermek için beklemeniz gerekmez.
Yemek pişirmenin icadı insanların daha çeşitli besinler yiyebilmesini, yeme işlemini daha kısa sürede yapabilmesini, ayrıca daha kısa bağırsak ve daha küçük dişlerle idare edebilmesini sağladı. Bazı araştırmacılar yemek pişirmenin icadıyla insanların sindirim sisteminin kısalması ve beyinlerinin büyümesi arasında doğrudan bir bağlantı bulunduğuna inanıyorlar. Uzun bağırsaklar ve büyük beyinler çok ciddi enerji tükettiklerinden, ikisine birden aynı anda sahip olmak çok zordur.