En karamsar zamanımda, gelecek kaygısının olduğu, düşmanın kapıda olduğu bir dönemde, iç düşmanlarımın benimle her daim alay ettiği bir günde, bir perşembe sabahı, her yer karla kaplı iken ateşsiz evde akşam eve ekmek gelip gelmeyeceğini de bilmiyorken benim için her şey bitmiş gibiydi. Bir anda kendimi toparlayıp içimde beliren stoacı bir canlılık hissiyle, soğuktan donmuş elimi meşe masama vurdum. Gençliğim ve gerçekten canlı bir istek uyandı içimde… Bu eril canlılığı içimde hissetmeme neden olan kimdi? Her gün beraber olduğum kişiler yani en sevdiğim yazarlar... Gün geçtikçe bu muhteşem grup beni biraz daha çekiyordu.
İngilizcedeki taste (tat) kelimesi, "yoklamak ya da kavramak" anlamlarına gelen, eski Latincedeki tastare'den gelir. Bu sözcük değişimi tat anlamına gelen Latince gustare kelimesinin etkisiyle de gerçekleşmiş olabilir. Bir şeyi tattığımızda onu dilimizle kavrarız. Dil ayna yardımıyla görebileceğiniz yumrular olan tat papillalarıyla kaplıdır, bunlarda, her biri bir çiçeğin taç yaprakları gibi katman katman sıralanan tat reseptörü hücrelerini içeren, tat tomurcukları bulunur. Bu hücreler her dokuz ila on beş gün arasında yenilenir. Bir omurgalı hayvan yaşlansa bile dili her vakit yeniden doğar.