İstişare ile yapılan şeyler her zaman her zaman övülmelidir, bunun aksine ihtiyatsız iş gören kimseler de arzu ettikleri başarılara hiçbir zaman erişemezler.
Moğol İmparatorluğu, kısa sürede kurulan ve özellikle Asya ve Avrupa'yı büyük oranda etkileyen, genelde ilk akla askeri başarıları gelse de, sadece onunla sınırlandırılamayacak bir imparatorluğa dair bilgi almak isteyen okurların okuması gereken bir eser ortaya konulmuştur. Moğol İmparatorluğu hakkında Türkçe pek eser olmaması, bu eseri daha da kıymetli hâle getirmektedir.
Öncelikle, Moğol İmparatorluğu denince akla ilk gelen askeri kısma odaklanalım;
40 yaşına gelene kadar sallantılı bir süreci olan Temuçin'in, 40 yaşında oluşturduğu sistemle çok hızla bir şekilde genişleme imkânı bulmuş olması, bu askeri harekatlar sırasında büyük başarılar gösteren ve Cengiz'in dört önemli komutanları, bu başarıları hızlandırmıştır. Genelde arkaplanda kalan bu dört komutan, Cengiz'in Dört Vahşi Köpeği olarak adlandırılır. Subutay, Çebe,Çelme ve Kubilay'dır. İçlerinde benim gözümde en başarılısı ise Subutay'dır. Subutay'ın batı seferi için planlanan ve amacı aslında sadece keşif seferi olan bir seferi 12 milyon kilometrekare toprakları Yeke Moğol Ulusu topraklarına katması bile yaptığı işlere bir örnek teşkil edebilir. Askeri savaş sanatında önemli bir yeri olan Subutay, tam bir askeri strateji uzmanı. Cengiz Han'ın Çin seferi sırasında, bölgede boş kaldığı anda, Kore seferi düzenleyip, bölgeyi imparatorluğa katmış, ve bu da aslında doğaçlama bir durum desek çok da abartmış olmayız. Küçük yaşında Moğollara katılan Subutay'ın Türk kökenli olması ve bu durumun özellikle Çebe ile arasında bir mücadeleye dönüşmesi ise başka bir detay bilgidir. Subutay'ın askeri başarılarından bir örnek daha vererek, askeri anlamda belki de en başarılı bulduğum komutanın bu incelemedeki son kısmına gelmek istiyorum. Batı seferi sırasında, Harzemşahlar, Alanlar, Kıpçaklar ve Ruslar üzerine sefer
Yuan öncesi cezalar arasında en yaygın idam şekilleri boğma (ip veya sicimle) ve kafa kesmeydi. Moğollar kafa kesme cezasını sürdürdüler, ancak boğma yerine aslında Moğollara hiç de uygun olmayan doğrama (ling çi) cezasını getirdiler. Buna göre hükümlünün vücudu, yüzü, elleri, ayakları, göğsü, midesi ve başı olmak üzere sekiz yerden kesilir, ölümü yavaş ve acılı olurdu. "Vatana ihanet gibi en ağır cezaları işleyenler ise" daha yavaş bir şekilde kesilirdi. Bu yöntem tüyler ürpertici olmakla birlikte, idam cezasının çok yaygın olmadığı anlaşılmaktadır.