‘’Dağın yamacına yaslanmış bir ruh kafilesine rastlarlar. Bunlar hasetçilerin ruhlarıdır. Gözkapakları çelik tellerle dikili olduğundan, dünyada haset dolu bakışlarıyla yercesine soydaşlarına bakmış olan gözleri şimdi artık hiçbir şey görmez haldedir.’’
Acımasız olan biz değildik, yaşadığımız dünya, yaşadığımız çağ, bütün bu insanlıktı. Biz, bu vicdanını, bu merhametini yitirmiş dünyayı hale yola koymaya çalışıyorduk. Ama bu iş, romanlarda anlatıldığı kadar kolay değildi, mecburen kaba güce ve silaha başvuruyorduk, hem de kendi canımızdan olma pahasına…
“Onur yaşamın üstündedir” diye bağırıldığında, aslında bu, “Var olmak ve esenlik içinde olmak bir hiçtir; asıl önemli olan, başkalarının hakkımızda ne düşündükleridir” anlamına gelmektedir.