(Ted Chiang – Hayatının Hikâyesi / Stories of Your Life and Others)
Ted Chiang’ın kitabı, birbirinden bağımsız dokuz öyküyle okurun karşısına çıkıyor; fakat bu öyküler yalnızca farklı konulara açılan kapılar değil, aynı zamanda insan zihninin farklı evrenlere attığı dokuz ayrı adım gibi.
Bir öyküde Babil Kulesi’nin mitolojik taşlarına dokunuyoruz, diğerinde insan zekâsının sınırlarını zorluyoruz. Bir hikâye dil bilimini astrofizikle evlendirirken, bir diğeri Tanrı’nın yokluğunu cehennemin varlığıyla tartıyor. Her biri, kendi alanında bir deney masası gibi.
Asıl şaşırtıcı olansa şu: Filolojiden fiziğe, teolojiden matematiğe kadar bu kadar geniş bir alanı aynı kalem nasıl taşıyabilir?
Bir insanın birçok disiplinde aynı seviyede derinlik sunması okurda doğal bir güvensizlik yaratıyor; ama Chiang’ın hikâyeleri, bu şüpheyi bertaraf edecek kadar özgün ve yaratıcı.
Kitabın açılış öyküsü Babil Kulesi adeta bir “kanca”: fantastik, sürükleyici ve okuru ilk adımda ele geçiren yapıda.
Ardından gelen Anlamak, konu olarak etkileyici olsa da teknik terimlerin ağırlığı ve yazarın bilinçli olarak “anlaşılmaz olma” çabası yer yer akışı zorluyor. (Belki çevirinin de etkisi vardır; tam bilemeyiz.)
Fakat genel tabloya baktığımda, kitap beni sürekli geri çağıran bir merak duygusu yarattı.
Bir haftadır her boşlukta “bir öykü daha açayım” dedim.
Bunu her kitap yaptıramaz.
İşin bir de ironik tarafı var:
Okur olarak çoğumuz kitapları filmlerden uyarlanmış hâlleri sayesinde tanırız; bu kitapta ise yayınevi tam tersi bir taktik kullanmış.
Arrival – Geliş filmini izleyip büyülenmiş olan benim gibi pek çok kişi, kitap rafında film afişini görünce “demek roman buymuş” diyerek alıyor kitabı.
Oysa filmin temel aldığı öykü —“Hayatının Hikâyesi”— dokuz öyküden sadece biri.
Yani yayınevinin