Kadınlar yüzyıllardır üretiyor, çalışıyor, hayatı omuzluyor. Ancak emekleri görünmez kılınıyor, hakları için mücadele etmek zorunda bırakılıyor. 8 Mart, sadece bir anma değil, emeğin ve eşitlik talebinin günü.
Clarissa Pinkola Estés’in Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabında dediği gibi:
"Sağlam, güçlü kadınlar yaralandıklarında bile iyileşmenin bir yolunu bulur. Kendilerini kaybettiklerinde bile, yeniden doğmak için içlerindeki vahşi doğayı ararlar."
Kadınların özgürlüğü, onların kendi seslerini bulmalarıyla mümkündür. Ve bu ses, yıllardır susturulmaya çalışılsa da, doğa gibi, su gibi, rüzgâr gibi yolunu bulur:
"Kadının içsel doğası baskı altına alınabilir ama asla yok edilemez. O sadece bekler, karların erimesini, güneşin yeniden doğmasını bekler."
Bugün, kadınların emeğinin, direnişinin ve dayanışmasının günü. Daha eşit, daha adil bir dünya ancak kadınların haklarının tanınmasıyla mümkün. Çünkü kadınlar, tarih boyunca olduğu gibi, yolunu bulur ve özgürlüğüne koşar.