Şu anda hepiniz bana o kadar bayağı, o kadar zavallı görünüyorsunuz ki! Sizler mutluluğun, gerçek hayatın ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. İnsan hiç olmazsa bir kez yaşamı bütün o yapmacıklıktan uzak güzelliği içinde duymalıdır. (…)
Bilseniz şimdi o yanılmalar içinde yaşayan sizler, hepiniz bana o kadar acınacak, o kadar düşkün varlıklar olarak görünüyorsunuz ki! Ne zaman hayalimde, buradaki evimin, ormanımın, aşkımın yerine çeşit çeşit losyonlar sürünmüş, başka kadınlara ait takma bukleleri saçlarının arasına iliştirilmiş kadınlarla dolu salonlar, o yapmacıklı sözlerle kımıldayan ince dudaklar, o doğal halinden çıkmış, türlü türlü kumaşlar altında saklanan çelimsiz vücutlar, o sözüm ona sohbet olarak kabul etmek zorunda kaldığınız salon konuşmaları canlansa, içimde dayanılmaz bir tiksinti duyuyorum… (…)
Bir tek şeyi anlamanızı, bir tek şeye inanmanızı istiyorum. Doğru olan nedir? Gerçekten güzel olan nedir? Bunu görmeli, anlamalısınız! İşte o zaman söylediğiniz, düşündüğünüz her şey, kendiniz için (…) duyduğunuz mutluluk istekleri de yok olacak, toz gibi havada dağılıverecek. Mutluluk doğayla baş başa olmak, onu görmek, onunla konuşabilmektir.