Araba Sevdası ilk kez, 1896 yılında Servetifünun dergisinde tefrika edilmiştir. Roman, 1898 yılında da kitap olarak basılmıştır. ‘‘Resimli Millî Hikâye’’ ibaresiyle tefrika edilen romanda Halil Paşa’nın sekiz, Diran Çırakyan’ın üç çizimi yer alır. Dergideki ilk tefrika da bu şekilde resimlidir. Günümüzdeki Araba Sevdası baskılarında bu resimler yokmuş. Ben tek tek günümüz baskılarını incelemesem de böyle bir bilgi edindim. İşte bu, İş Bankası Kültür Yayınları’nın Türk Edebiyatı Klasikleri Dizisi’nden çıkan ve dizinin 100. kitabı olma özelliğini de taşıyan Araba Sevdası baskısında bahsi geçen çizimler de yer almaktadır.
Araba Sevdası, Türk edebiyatında ilk realist roman kabul edilir. Aslında Recaizade Mahmut Ekrem, şiirlerinde romantizm akımının etkisindedir. Tek romanı olan Araba Sevdası’nda ise romantizmden realizme geçiş yapmıştır. Romanı realist yapan özellikler nelerdir, bunlara elbette değineceğim. Romanda kullanılan teknikler, gerçekçi tabiat tasvirleri ve döneme dair birçok detay önemlidir. Ekrem, bu romanda gülünecek hâller bulunduğunu söyler. Romanın başında kendisinin yazmış olduğu giriş yazısında Muhsin Bey hikâyesiyle bu romanı kıyaslar. Onun okur tarafından ağlanacak şeylerden görüldüğünü söylerken Araba Sevdası’nın ise gülünecek hâllerden olduğunu ifade eder. Ekrem’in bu konuyla ilgili son cümlesi ise dikkat çekicidir: ‘‘Fakat dikkat edilirse bu, ondan elbette daha çok hazin, elbette daha çok acıklıdır.’’ der ve Araba Sevdası’nı Muhsin Bey hikâyesinden daha hazin, daha acıklı bulduğunu ifade eder.
Araba Sevdası dönemin Batı özentisi züppe tiplerinin dejenere yaşam tarzını eleştiren, onlarla âdeta alay eden, bu züppe tiplerin düştüğü komik hâlleri anlatan bir romandır. Romanın başkahramanı Bihruz Bey de işte bu züppe tipinin temsilcisi olarak karşımıza