Onur Biçer

Onur Biçer
@Tolkien_
Kitap içerikleri paylaştığım YouTube kanalıma ulaşmak için: youtube.com/@OnurunKitapligi Instagram hesabıma ulaşmak için: instagram.com/onurun_kitaplig...
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Yüksek lisans
İstanbul
İstanbul, 5 Mart 1990
334 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı

Onur Biçer

, bir kitap okudu
8/10
·104 syf.··
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 00:00
·
2026 5. kitabı
Jack London
8.2/10 · 1.703 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?
10/10
·215 syf.··
2026 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 16:28
Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay’ın tek hikâye kitabı. Kitabın içerisinde toplam 8 hikâye bulunuyor. Kitap, 1973 yılında ilk kez yayımlandığında içerisinde 7 hikâye varken 1987 yılında ‘‘Demiryolu Hikâyecileri – Bir Rüya’’ adlı hikâyesi de eklenmiş ve toplam 8 hikâye olmuş. Bu hikâye, Oğuz Atay’ın yazdığı son hikâye olup 1978 yılının Ocak ayında Türk Dili dergisinde yayımlanmıştır. Oğuz Atay’ın hikâyelerinde karşımıza çıkan kahramanlar, kahraman olmaktan öte anti-kahraman diyebileceğimiz kişilerdir. Bunlar, marjinal ve olumsuz tiplerdir. Yıldız Ecevit de bu konuyla ilgili şöyle der: ‘‘Modernist edebiyat, yapısını, 19. yüzyılın geleneksel/gerçekçi metinlerinde olduğu gibi ‘kahraman’ üzerine kurmaz; modern edebiyat bilimi de ona ‘kahraman’ demeyi bırakmıştır zaten; o artık ‘protagonist ya da metin ‘figür’ü gibi bir şeye dönüşmüştür.’’ İşte hikâyelerde karşımıza çıkanlar kahraman olmanın ötesinde figürlerdir. Toplumdan kopmuş, insanları sevmeyen, karamsar ve yalnız, iletişimden uzak yaşayan bu tipler, her hikâyenin merkezinde bulunur. Hikâyelerin hemen hepsinde yalnızlık, yabancılaşma, ölüm, başkaldırı, karamsarlık gibi temalar vardır. Bunların yanında toplum ve aydın eleştirisi dikkat çekicidir. Atay’ın karakterleri topluma ve aydına karşıdır. Kendilerini eksik görürler ama topluma karşı da üstün bir tavır takınma çabası içindedirler. Bunu özellikle kitaba adını da verilen Korkuyu Beklerken hikâyesinde net bir şekilde görürüz. Hikâyelere genel olarak bir gerilim havası hâkimdir. Korkuyu, korkuyla bekleyen karakterler sonuç ne olursa olsun hayal kırıklığına uğrar. Karakterler; ağlanacak hâline gülen, kendi kendisiyle konuşan ve dalga geçen kimselerdir. Atay’ın hikâyelerine hâkim olan ironi de buradan gelir. Bazı kahramanları hiç konuşmaz. Örneğin Beyaz Mantolu Adam’daki
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202533,3bin okunma
Şüphe ve İhanet: Bir Kâbusun Hikâyesi
8/10
·128 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 11:51
Kâbus, ilk kez 1928 yılında İkdam gazetesinde tefrika edilmiş bir Mehmet Rauf romanı. Gazetede 31 bölüm hâlinde yayımlanan roman, ‘‘Cinayet’’ ve ‘‘Ceza’’ başlıklı iki bölümden oluşur. Romanın ortaya çıkışı da bir proje kapsamında olmuştur. Reyhan Tutumlu ve Ali Serdar tarafından yürütülen ‘‘Türk Edebiyatında Tefrika Roman Tarihi (1831-1928)’’ başlıklı proje kapsamında ilk defa gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu dipnot, kitabın başında bulunmaktadır. Romanın bir ihanet hikâyesi olduğunu söyleyebiliriz ama romanı sadece bununla sınırlamak pek doğru olmaz. Aşk, sadakat, kıskançlık, aile kavramı, namus, evlilik ve cinsellik konularını da irdeleyen bu roman, kısa ama vurucu bir kurguya sahip. Romanın başkahramanları Aziz Nihat ve Nigâr. Mutlu bir evlilikleri olan bu çiftin hikâyesi, evliliklerinde geçen 5 senenin üstüne başlar. Romanın geçtiği yıl 1927’dir. Başkahramanlarımızın evlilik tarihi de 1922’dir. Bu bilgileri romanın ilerleyen bölümlerindeki mektuplardan öğreniyoruz. Romandaki yan karakterler de Nigâr’ın abisi Celal ve onun eşi olan Hâlet’tir. Aziz Nihat ve Nigâr ne kadar uyumlu ve ideal bir çiftse Celal ve Hâlet de bir o kadar uyumsuz, geçimsiz ve problemli bir çifttir. Aziz Nihat’ın evliliğe, kadın-erkek ilişkilerine ve kadına bakışı oldukça modern, dönemine göre çok ileri iken Celal tam bir kadın düşmanıdır. Celal’e göre kadın daima yardıma muhtaçtır, bir kadının bir erkeği samimi olarak sevmesi mümkün değildir. Celal, daha da ileri giderek Aziz Nihat’a şöyle der: ‘‘Kadın aşkının özünde mutlaka bir zarar tohumu vardır. Cinsler arası ilişkide erkek ne kadar yüce gönüllülük, ne derece soyluluk gösterirse göstersin, kadın içgüdüsel olarak, cinsi açıdan, huy bakımından yalancı, gaddar ve haindir.’’ Evet, Celal bu denli kadın düşmanı biridir fakat Hâlet ile evlidir.
KâbusMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026113 okunma