İlk kitapta Lenu ve Lila’nın 1950-1960 yılları arasındaki hikâyesini okumuştuk. Onların 16 yaşına kadar yaşadıkları olaylar ilk kitapta anlatılmıştı. Bu kitapta ise kahramanlarımızın gençlik dönemlerini görüyoruz. Serinin ikinci kitabı ilk kitapta olduğu gibi ileriki bir zamandan başlıyor. 1966’da yaşanan birtakım olaylardan başlayan bu kitapta, yine Lenu ve Lila’nın, 1960’tan -yani ilk kitabın kaldığı yerden- 1966’nın sonlarına doğru uzanan hikâyesini okuyoruz.
Evliliğin getirdiği sorumluluklar, daha ilk baştan yaşanan pişmanlıklar, yoksulluğun son bulmasıyla birden gelen zenginlik ve bunun sonuçları, Lenu’nun ilk kitapta olduğu gibi eğitim uğruna gösterdiği çabalar, Lila’nın evlilikle birlikte hayatının oldukça değişmesi ve özellikle kitabın ortasından itibaren yaşanan entrikalar serinin ikinci kitabının olay örgüsünü oluşturuyor.
Anlatıcı Lenu olduğu için olayların onun gözünden anlatımı bizde Lenu’yla bağ kurma isteğini de ister istemez oluşturuyor. Onun yaşadığı yoğun duygular, pişmanlıklar, hayal kırıklıkları, sevinçler ve heyecanlar zaman zaman okuru da etkiliyor.
İkinci kitapta yine Lenu ve Lila ana karakter olarak karşımıza çıkıyor. Fakat özellikle diğer karakterleri net olarak erkekler ve kadınlar olarak sınıflandırıp değerlendirmek gerekiyor. Yazarın özellikle kadın ve erkekleri toplumsal rollerine göre kodladığını, romanda bunu gözeterek hepsine bir görev yüklediğini düşünüyorum. Erkek karakterlerden Stefano, Rino, Solara Kardeşler, Nino, Antonio, Enzo, Pasquale, Alfonso, Donato; kadın karakterlerden Gigliola, Ada, Carmen, Pinuccia, Nunzia, Lenu’nun annesi romanda yer yer önemli rol oynuyor. Hepsinin önemli olduğu sahneler var ve hikâyenin akışına ciddi şekilde etki ediyorlar. Elena Ferrante, özellikle karakterleri ele alışıyla bence olay örgüsünden daha