Hayvan Hükümranlığı, Fransız yazar Jean-Baptiste Del Amo’nun Türkçede yayımlanmış ilk kitabı. Hükümranlık, egemenlik anlamına gelen bir kelime. Bu romanda hükümran olan gerçekten hayvanlar mı, yoksa insanlar mı asıl soru bu. Başta insan hükümranlığı söz konusuyken romanın sonlarına doğru durum sanki tam tersine dönüyor. Romanın çok çarpıcı, sert hatta zaman zaman fazlasıyla rahatsız edici olduğunu söyleyebilirim. Her şey tüm çıplaklığıyla anlatılıyor. İnsanın insanla, insanın hayvanla, insanın doğayla olan ilişkisi hiçbir ayıp ya da yasak olmadan verilmiş. Yazarın dili yer yer rahatsız edici. Bu, her şeyin tüm çıplaklığı ve çarpıcılığıyla anlatılması durumu bazen okurda tiksinti uyandırıyor.
Anlatımda özellikle dikkat çeken unsur koku duyusu. Güzel veya kötü, her şeyin kokusu mutlaka tasvir edilmiş. Özellikle de kötü kokulara yazarın bir hassasiyetinin olduğunu söylemek mümkün. Kısaca kokusu olan bir kitap olduğunu söyleyebiliriz. Okurken dahi kokunun burnunuza geldiğini hissediyorsunuz. Betimlemelerin canlılığı, özellikle sahneleme tekniğinin başarılı kullanımı benim dikkatimi çekti. Hemen hemen kitabın başından sonuna kadar okuduğunuz her sayfada tüm karakterlerin hatta hayvanların gözünüzün önüne geldiğini göreceksiniz.
Del Amo’nun etkilendiği yazarları bulamadım fakat bence kendisi gibi Fransız olan, Natüralizm akımının babası Zola’dan mutlaka etkilenmiş. Bu kadar gerçekçi betimlemelerle insan-insan, insan-hayvan, insan-doğa çatışmasının verilmesi bende bu hissi uyandırdı. Yazarın gözlem gücü inanılmaz diyebilirim.
Yine kitaptaki önemli teknik özelliklerden biri anlatıcı. Romanda ilahi bakış açısı kullanmış. Bu bakış açısının tanrısal, hâkim gibi farklı isimleri de bulunuyor. Bu bakış açısında anlatıcı her şeyi bilir. Karakterlerin iç dünyası, geçmiş yaşantıları