Cingöz Recai, Peyami Safa’nın meşhur polisiye dizisinin başkahramanıdır. Hikâye ve roman şeklinde karşımıza çıkan Cingöz Recai eserlerinin özellikle kronolojik sırayla okunması gerektiği, kitabı Latin harflerine aktaran Erol Üyepazarcı tarafından belirtilmiş.
Peyami Safa, edebî değeri daha düşük diyebileceğimiz eserlerini Server Bedi takma adıyla yayımlıyordu. Bunlara ‘’onparalık hikâyeler’’ adı da veriliyor. 16-32 sayfa arasında değişen bu hikâyeler, kitap formatında satılıyormuş. Bu kitapta toplam 10 hikâye mevcut. Her hikâyenin başında o dönem yayımlanan kitap kapağı da bulunuyor. Eski harfli olan bu kitapların kapağı her ne kadar renkli olsa da bu baskıda siyah beyaz olarak bizlere sunulmuş. Cingöz Recai’nin bu ilk kitabının basım yılı ise 1924.
Yine bu eski harfli kitap kapaklarında Cingöz Recai ile ilgili güzel bir tanıtım metni bulunuyor: ‘’Cingöz Recai, Fantomalara, Arsen Lüpenlere taş çıkaran, cin oğlu cin, çapkın ve kibar bir İstanbul serserisidir. Sergüzeştlerini okurken insanın parmağı ağzında kalır.’’ Cingöz Recai için bir Arsen Lüpen uyarlamasıdır diyebiliriz.
Cingöz Recai, kibar bir hırsızdır. Zenginden çalar, -güya- fakire verir. Bu konu biraz bulanık diyebiliriz. Kendisinin yetimler için bir ev açtığı, fakirlere yardım ettiği ve özellikle namussuz zenginlerden çaldığı, namuslu insanların parasına dokunmadığı üzerinde durulur. Fakat kendisi de çok zengindir. İstanbul’da birçok evi, hatta yalısı vardır. Kısacası lüks içinde yaşar. Bu hırsızlık işini de mal mülk sahibi olmaktan çok prestij meselesi olarak görür ve en büyük rakibi Sertaharri (Sivil polislerin başı, başkomiser gibi düşünebiliriz.) Mehmet Rıza’ya karşı zekasını kanıtlamak, ona üstünlük sağlamak için bile hırsızlık yapar. Bir yerde kendisinde çalma hastalığı (kleptomani) olduğu da