''Abdülhak Şinasi Hisar hastalık derecesinde temizlik meraklısıymış. Necip Fazıl durumu şöyle özetliyor:
'Abdülhak Şinasi mikrobofob'dur; yani mikrop korkusu hastalığı... Öylesine ki Birinci Dünya Savaşında, yarı körler, topallar ve kolsuzlar bile askere alınırken, Abdülhak Şinasi, cinnet derecesine vardırdığı bu hastalığı yüzünden kurtulmayı bilmiştir. Yemeğini, bazı hususi ve huyunu bilen lokantalar müstesna, umumiyetle evinde yer, ekmekleri kızartılmış ve operatör pensiyle tutulmuş olarak önüne gelir, çatal-kaşığı ise kaynar su banyosundan sonra buğulu buğulu tabağına bitiştirilir. Kadınların elleri öpülmez, fakat sıkmakla da kalmaz, öpüldüğü manasına alın hizasına kadar çıkarılır.'
İşte bu titiz yazar, Büyükada'da birkaç arkadaş çay bahçesinde oturuyormuş. Garson çay takımlarını getirip masaya bırakınca, temizlik hastası olan Abdülhak Şinasi Hisar uyarmış:
'Fincanı, kaşığı kaynar suyla iyice yıkadınız mı?'
Garson evet deyince Süleyman Nazif, atılmış:
'Suyu da yıkadın mı oğlum?'''