Onur Biçer

Onur Biçer
@Tolkien_
Kitap içerikleri paylaştığım YouTube kanalıma ulaşmak için: youtube.com/@OnurunKitapligi Instagram hesabıma ulaşmak için: instagram.com/onurun_kitaplig...
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Yüksek lisans
İstanbul
İstanbul, 5 Mart 1990
334 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Suyu da
''Abdülhak Şinasi Hisar hastalık derecesinde temizlik meraklısıymış. Necip Fazıl durumu şöyle özetliyor: 'Abdülhak Şinasi mikrobofob'dur; yani mikrop korkusu hastalığı... Öylesine ki Birinci Dünya Savaşında, yarı körler, topallar ve kolsuzlar bile askere alınırken, Abdülhak Şinasi, cinnet derecesine vardırdığı bu hastalığı yüzünden kurtulmayı bilmiştir. Yemeğini, bazı hususi ve huyunu bilen lokantalar müstesna, umumiyetle evinde yer, ekmekleri kızartılmış ve operatör pensiyle tutulmuş olarak önüne gelir, çatal-kaşığı ise kaynar su banyosundan sonra buğulu buğulu tabağına bitiştirilir. Kadınların elleri öpülmez, fakat sıkmakla da kalmaz, öpüldüğü manasına alın hizasına kadar çıkarılır.' İşte bu titiz yazar, Büyükada'da birkaç arkadaş çay bahçesinde oturuyormuş. Garson çay takımlarını getirip masaya bırakınca, temizlik hastası olan Abdülhak Şinasi Hisar uyarmış: 'Fincanı, kaşığı kaynar suyla iyice yıkadınız mı?' Garson evet deyince Süleyman Nazif, atılmış: 'Suyu da yıkadın mı oğlum?'''
Sayfa 290·Kitabı okudu
Reklam
İnsanlık
''Sabahattin Ali, Aydın Ortaokulunda Almanca öğretmenliğine atandığında solculuktan fişlenmişti, polis takibindeydi. İstanbul'dan Aydın'a bir dönüşünde, trenden inince bakmış, bir sivil polis takılmış hemen peşine. İki valiz taşıyan Sabahattin Ali biraz yürüyünce durmuş, polise şöyle demiş: 'Nasıl olsa eve kadar peşimden geleceksin, hava da sıcak, bari şu valizin birini de sen taşıyıver.' 'Peki' demiş polis, 'insanlık öldü mü?'''
Sayfa 272·Kitabı okudu
Server Bedi
''Peyami Safa çok satan, gazetelerde tefrika edilen, pek edebî değeri olmayan romanlarını Server Bedi adıyla yayınlardı, bu imzayla daha çok para kazanırdı. İşte bunun için, 'İşler nasıl?' diye soranlara şöyle cevap verirmiş: 'Çok şükür, Server Bedi'nin evinde yiyip içiyoruz, kendisine dua ediyoruz.'''
Sayfa 251·Kitabı okudu
Ğ
''R'leri söyleyemeyen Özdemir Asaf anlatıyor: Galatasaray Lisesinde edebiyat hocamız İsmail Habib Sevük idi. Sınıfta herkese şiir okutur, sıra bana gelince atlayıp yanımdakine geçerdi. Bir gün derste parmak kaldırdım ve 'hocam' dedim, 'sınıfta heğkese şiiğ okutuyoğsunuz, bana niçin okutmuyoğsunuz?' İsmail Hoca bu soruma şu cevabı verdi: 'Oğlum Özdemir, sen şiir değil, şiirin canına okuyorsun.'''
Sayfa 243·Kitabı okudu
Kıyak İmza
''Kemal Sülker, Orhan Kemal'e mektup yazıp Yürüyüş dergisi için bir hikâye istemiş. O da yazıp göndermiş ve hikâye basılmış, ama imzası Orhan Raşit değil, Orhan Kemal olarak. Orhan, Kemal Sülker'e yazıp nedenini sormuş. Sıkıyönetim varmış ve dergi hakkında soruşturma açılmış. Orhan'ın da başına belki bir şey gelir diye, onu sakınmak için Kemal Sülker imzayı değiştirmiş. Orhan Kemal önce yadırgasa da sonra benimsemiş bu imzayı. 'Yahu bu imza kıyak be!' demiş, 'Hoşuma gitti. Bundan böyle Orhan Raşit yerine Orhan Kemal'i kullanacağım. Eşin dostun haberi olsun.'''
Sayfa 227·Kitabı okudu
Reklam