Hüseyin Rahmi Gürpınar, bana göre Türk edebiyatının en özel yazarlarından biri. Herhangi bir edebî topluluğa katılmamış, toplumcu çizgisinden ödün vermeden eserlerinde halkın dilini kullanmış ve gündelik hayattan insan manzaralarını bütün gerçekliğiyle anlatmış.
İşte bu eseri de yine aynı üslubun tüm özelliklerini taşıyor. Bu roman öncelikle 6 Kasım 1927-26 Şubat 1928 tarihleri arasında Vakit gazetesinde tefrika edilmiş. Romandan 8-9 sene kadar önce Paris’te oynanan bir piyesle aynı ismi taşıması sebebiyle eserin bu piyesten alıntı olup olmadığı hususunda okuyucular meraka düşmüşler. Yazarın buna cevabı ise şöyle olmuş: ‘’İsim oradan alınmıştır. Piyesten de ancak onda bir nispetinde istifade edilmiştir. Fakat roman, Fransızca piyesin ne tercümesidir ne de uyarlaması! Bu husustaki en doğru hükmü piyesi evvelce okumuş olanlarla romanı okuyacaklar verebileceklerdir.’’
Roman dönemi için oldukça iddialı bir konuyu ele alıyor. Kokotlar Mektebi adlı bir okul açmak isteyen, bu okulda kültürlü metres yetiştirerek burada yetişen kızlara zengin, kibar beyler bulmaya çalışan bir kadın üzerinden ilerleyen hikâye, giderek enteresan bir hâl almaya başlıyor. Romanın başında okulu açmak isteyen kadının bu fikrini paylaştığı bir yazar, filozof karakter görüyoruz. Aralarında geçen tartışma, aslında kadın-erkek ilişkilerine dair birçok detay barındırıyor. Erkeklerin bu konuda özgür olması, istediği kadar kadınla birliktelik yaşayabilmesi fakat tam tersi bir durumda kadının adının çıkması ve toplum tarafından yaftalanması üzerinde çokça duruluyor. Hüseyin Rahmi, çok eşlilik, evlilik dışı ilişkiler, cinsiyet ayrımı gibi toplumsal sorunları oldukça detaylı bir şekilde ele alıyor. Hemen hemen 100 yıl önce bu konulara değinmesi de yazarın aslında döneminin ne kadar ilerisinde olduğunu
Kokotlar MektebiHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025873 okunma