Murat Gülsoy’dan okuduğum ilk kitap Bu Kitabı Çalın oldu. İçerisinde 12 hikâye bulunan bu kitapta postmodernist tekniklerin bolca kullanıldığı hikâyeler okuyorsunuz.
Kitap 2001 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı’nı da kazanmış.
Hikâyelerdeki kurguyu oldukça başarılı buldum. Bunda kullanılan postmodern tekniklerin ve sürpriz sonların etkisi büyük. Kitaba adını veren hikâye Bu Kitabı Çalın, güzel bir metinler arasılık örneği. Bu teknikte kendi yazdığınız hikâye veya romanda bir başka eserden bahsetme ya da o eserin üslubunu taklit etme vardır. Yazar bunu özellikle yapar. Bu hikâyede de aslında Abbie Hoffman’e ait olan Steal This Book adlı kitaba gönderme vardır.
Kayıp Eşyalar Bürosu adlı hikâyedeki karakterin bulduğu, Oğuz Atay’a ait Korkuyu Beklerken ve sonrasında yaşadıkları gerçekten Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken kitabındaki karakterler gibiydi. Çok sevdiğim bir hikâye oldu.
Yazarın Belleği hikâyesinde karşımıza çıkan üstkurmaca tekniği de oldukça başarılıydı. Yazara ait bir karakterin bilincine varması ve aslında yazarın yazma sürecine okuru dâhil etmesi oldukça dikkat çekiciydi.
Yine Hasta bir Konak hikâyesinde Edip Cansever’e (Ben Ruhi Bey Nasılım) ve Kukla hikâyesinde Franz Kafka’ya (Dönüşüm) yapılan göndermeler güzeldi.
Kısacası Murat Gülsoy gerçekle kurmaca arasında gidip gelen oldukça özgün hikâyeler yazmış. Dili sade ve oldukça akıcı. Zeki bir anlatıcının kaleminden çıktığını daha ilk hikâyeden anlıyorsunuz.
Bu Kitabı ÇalınMurat Gülsoy · Can Yayınları · 2021912 okunma
2021 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Abdulrazak Gurnah’tan okuduğum ilk roman Kumdan Yürek oldu.
Siyasal ve toplumsal olayların bir aile üzerinde yarattığı etkiyi anlatan, hüzünlü bir hikâyeye sahip romanda, Salim adlı bir gencin yaşadıkları, Salim’in Zanzibar’dan Londra’ya gidişi ve orada hayata tutunmaya çalışması anlatılıyor. Salim’in aile sırları da roman boyunca merak unsuru olarak kullanılıyor. Salim’in aile dramı üzerinden Zanzibar’ın yakın tarihinde yaşanan siyasal ve toplumsal olaylar da başarıyla yansıtılmış.
Kitabın ön sözünde Barış Özkul, kitapla ilgili birçok detay veriyor. Aslında ön sözden ziyade son söz tadında bir yazı olmuş. Böyle, kitabın içeriğine çok giren ön sözleri sevmiyorum. Maalesef bunu genelde Celal Üster yapar ama bu roman özelinde Barış Özkul’da da bunu görmüş oldum.
Romanın aslında en dikkat çekici yanı Shakespeare’in Kısasa Kısas adlı oyununun adaptasyonu olması. Kumdan Yürek’teki olay örgüsü ana hatlarıyla Kısasa Kısas’la aynı. Romanın ismi olan Kumdan Yürek (Gravel Heart) yine doğrudan Shakespeare’in oyununda geçen ‘’Unfit to live or die. O, gravel heart’’ (‘’Ne yaşamaya ne de ölmeye uygun! Ah, kumdan yürek!’’) bölümünden alınmadır. Ön sözde de bu bilgileri okuyabilirsiniz. Önemli gördüğüm için aynen aktardım.
Kitapta yazarın da gençliğinde tanık olduğu Zanzibar Ayaklanması’na (1964) değinilmesi, toplumsal değişmelerin, Zanzibar’da yaşanan yoksulluğun ve bürokrasideki yozlaşmaların üstünde durulması kitaba farklı bir önem kazandırmış.
Açık konuşmak gerekirse benim için yavan bir romandı. Çeviri özelinde konuşacak olursam dil, oldukça sade ve akıcıydı. Ben çok da edebî bir tat alamadım. Nobel Edebiyat Ödülü’nün maalesef artık çok da önemli bir ödül olduğunu düşünmüyorum. Büyük beklentiyle okursanız hayal kırıklığına uğrarsınız diye