Memed, ondan sonra da Horalinin yanına vardı. "Sen nasıl oldun Horali kardaş?" diye sordu. Horali ağzinı açar açmaz bir küfür sağnağıdır başladı yağmaya: "Anasını avradını. Darıdan ufağını.. Kurşununu, eşkiyasıni. Köyünû, ağacını, taşını toprağını, kayasıni, yarasını...Abdi Ağanın da avradını ... Yaranın da avradını ... Hişt duydun mu sen Abdi Ağa ölmemiş olacak. Vay koca pezevenk vay! Üzülme be o koca pezevengin işini görürüz. Aldırma. Yiğeninin de avradını. O ölmüş işte ...
İhtiyar,
"Hancı dedikleri pezevenk işte," dedi. "Gidin o pezevenge söyleyin derdinizi."
Hancı duydu, gülümsedi: "Bana bakın," dedi, “eğer pezevenk arıyorsanız, esas büyük pezevenk yanınızdaki ak sakallı.. Pezevenklik yolunda ağartmış sakalı, değirmende değil."
İhtiyar: “Bak," dedi, “baş pezevenk, bu delikanlılar yer istiyorlar."
Bu arada, Memed hancıya doğru gitti. Hancı: "Bu ak sakallı pezevengin yattığı odada yatacaksınız. O, sizi oraya götürür."
Derin dehlizlerde düşünmenin insanı canlı hayattan soyutlamasıyla başlayan bir serüven...
Kendisine saygı duyulmamasından rahatsız olan ,hayatın çelişkili olduğunu çözümleyen, insanoğlunun hiçbir şekilde tatmin olmayacağını ‘nankör insan’ ifade eden bir karekter söz konusudur.
Çelişkili ruh hallerine sahip olan karekterin dünyada olan bitenin farkında olmasının yarattığı ızdırapla hayattan lezzet alamamış/almamış olmasından ileri gelen bir tatminsizlik söz konusudur.. tabi ki herkesin kendinden birşey bulacağı kusursuz bir eser...
Ne kadar doğru ama Bana Sabahattin Ali’nin kürk mantolu madonna sını anımsatan bir kitap