Aleyna Altun

Yüzükler ve mücevherler armağan değildir. Gerçek armağanı veremediğin için dilenen özürdür. Gerçek armağan kendinden bir parçayı verebilmektir.
Reklam
“Beni idolleştirmenizi, hayatımın tamamen kontrolüm altında olduğunu düşünmenizi istemem. Siz orada kendi dağınıza tırmanıyorsunuz, ben burada kendi dağıma tırmanıyorum. Tepeye ulaşmış ve mola vermiş değilim. Sade­ ce kendi dağımda bulunduğum yerden, sizin dağınız üzerin­ deki ve sızın göremediğiniz engelleri görebiliyorum. Böylece sızı bunlardan haberdar edebiliyorum ve kim bilir belki size bunların etrafından dolaşabileceğiniz alternatif yollar göstere­ bilirim.”
Öyle günlerim oluyorki, etrafımda küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum.
Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil... İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile... Sadece bir yalnızlık ihtiyacı.
Bağımsızlık görüntüsünün arkasında gizlenen şey yakınlaşma ve incinme arasındaki riskli ilişkiydi.
Reklam