teknik medeniyetimiz çoğu insanı mutlu değil, mutsuz etti. Belki kültürel yönden daha zayıf, nüfusu daha az, geçimini tarımla sağlayan kırsal bir mede niyet kurmuş olsak, insanlara daha iyi gelecekti. Eğer öyleyse, Makineler bu yönde ilerleme sağlamak zorunda. Hem de bizim haberimiz olmadan, çünkü cahil ve önyargılı toplumumuza göre en alışkın olduğumuz şey neyse, insanlar için en iyisi odur, o yüzden de değişime karşı gelmek isteyebiliriz. Belki bize en uygun olan, tüm dünyanın kentleşmesidir ya da kast sistemidir veya mutlak anarşidir. Bunu biz bilemeyiz. Sadece Makineler bilebilir ve bizi o günlere kavuşturacak olan da yine Makinelerdir."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gece yarısı çıplak tepelerden birinin zirvesindeki bir otlakta kayanın birine sırtüstü uzanırsınız ve yıldızlarla kaplı gök kubbenin yüksekliği üzerine düşünürsünüz.
Toprağa sımsıkı tutunuyoruz ama tepelere tırmanmak aklımızdan çok nadir geçiyor! Demek istediğim, kendimizi biraz daha yükseklere taşıyabiliriz. Hiç değilse bir ağaca tırmanabiliriz. Bir keresinde bir ağaca tırmanmıştım da, oradan biliyorum. Bir tepenin başında, uzunca bir akçamdı bu; bir güzel yere kapaklanmış olsam da buna değmişti, çünkü ufukta daha önce hiç görmediğim yepyeni dağlar keşfetmiş, yeri ve göğü daha fazla kucaklamıştım. Bu ağaçların dibinde yetmiş yıl gezinsem bu manzarayı göremezdim.
Asimov Sonsuzluğun Sonu'nda bu soruya "evet" cevabı verilirse neler olacağını anlatıyor. Bu soruyu hiç bu kitaptaki bakış açısıyla yorumlayanı görmemiştim şu ana kadar. Soluk kesici bir deneyimdi.
Kendilerine Sonsuzlar denilen insanlar, zaman yolculuğu aracılığıyla insanlık tarihinde gezintiler yapar. Zaman yolculuğu için bir çeşit kazana binerler ve kontrol panelinden gitmek istedikleri yüzyılı seçerler. -Asimov'un insanlığın geleceğine dair bir iyimserliği de göze çarpıyor bu noktada: 125000. yüzyıllardan bahsetmektedir.- Bu yüzyılların geleneklerini, atmosferini detaylıca gözlemler ve raporlarlar. Yüzyılda olmuş olaylar detaylarıyla veritabanlarına kaydedilir. Sonra, mesela bir atom savaşı gibi felaketleri tamamen ortadan kaldırmak ya da insanlığın daha faydasına olduğunu düşündükleri bir yıla ertelemek için o atom savaşına giden neden sonuç zincirini çıkarırlar ve zincirdeki bir nedeni değiştirirler. Böylece olayların seyri başka şekilde olur. Bu şekilde ölümcül salgınları, kıtlıkları, atom savaşlarını, soykırımları engelleyebiliyorlar. Kulağa harika geliyor değil mi?
O kadar harika olup olmadığını, değiştirilen gerçeklikte neler olduğuna bakarak anlayalım: Değiştirilen gerçeklik önceki gerçekliğin yerini alıyor. Yani her bir değişiklikle birçok insanın hayatında değişimler oluyor. Mesela kitabın bir yerinde, atom savaşının zamanını değiştirmek için nükleer silah teknolojisini yaratan insanın, üniversitedeki bir dersi almasını engelliyorlardı. O derse girmediği için mevcut bilgilerini oradaki bilgilerle birleştiremediğinden nükleer silahlara giden düşünce zincirini hiç oluşturamıyordu. Kitaptaki açıkça ortaya koyulmuş neden sonuç zincirleri insana kendisinin şimdiki gibi oluşunun da aslında ne kadar hassas ve çok çok çok küçük olasılıklı olduğunu hatırlatıyor.