Ziya

Ziya
@TryingToUnderstand
What if not? nullius in verba/memento mori/omnes una manet nox/sub specie aeternitatis #130893017 #135188298 #133405446 #134412952
yaşamak
CE, GTU
soluk mavi nokta
Eskişehir, 18 Nisan
9 kütüphaneci puanı
511 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Hep sevindirmiş ve etkilemiştir beni küçük kayın ağacımın yapraklarını inatla sıkı sıkıya tutması. Her şey çoktan çıplak­laştığında, aralık, ocak, şubat ayında bile taşır kayınım solgun yapraktan giysisini; fırtına çekiştirir her tarafını, üzerine kar yağar, karlar eriyip akar sonra, cılız yaprakları, ilk başta koyu kahverengiyken, giderek açılır, incelir, ipeksileşir ama ağaç bı­rakmaz onları, körpe tomurcuklarını korumak zorundadır. Sonra bir gün, her ilkbaharda, her defasında beklenenden daha geç bir zamanda, birdenbire değişir ağaç, eski yapraklarını döker, onların yerine su yüklü, körpe tomurcuklarını kuşanır. Bu kez ben de tanık oldum bu dönüşüme. Yağmurun doğayı yeşillendirip tazelemesinin hemen ardından, nisan ortalarında bir öğleden sonraydı; o yıl guguk kuşunu henüz duymamış, çayırlarda henüz nergis görmemiştim. Daha birkaç gün önce, kuvvetli kuzey rüz­gârında burada durmuş, soğuktan titreyerek yakamı kaldırmış, kayının haşin rüzgârda istifini hiç bozmamasını ve bir yaprakçığını bile vermemesini hayranlıkla izlemiştim; inatla, cesaretle, sertçe direnmiş, sararmış eski yapraklarına sahip çıkmıştı ağaç.
Edebiyat
Ziya
"kayının haşin rüzgârda istifini hiç bozmamasını ve bir yaprakçığını bile vermemesini hayranlıkla izlemiştim; inatla, cesaretle, sertçe direnmiş, sararmış eski yapraklarına sahip çıkmıştı ağaç."
Reklam
teknik medeniyetimiz çoğu insanı mutlu değil, mutsuz etti. Belki kültürel yönden daha zayıf, nüfusu daha az, geçimini tarımla sağlayan kırsal bir mede niyet kurmuş olsak, insanlara daha iyi gelecekti. Eğer öyleyse, Makineler bu yönde ilerleme sağlamak zorunda. Hem de bizim haberimiz olmadan, çünkü cahil ve önyargılı toplumumuza göre en alışkın olduğumuz şey neyse, insanlar için en iyisi odur, o yüzden de değişime karşı gelmek isteyebiliriz. Belki bize en uygun olan, tüm dünyanın kentleşmesidir ya da kast sistemidir veya mutlak anarşidir. Bunu biz bilemeyiz. Sadece Makineler bilebilir ve bizi o günlere kavuşturacak olan da yine Makinelerdir."
Düşünce
Ziya
Herkesin aynı şartlarda mutlu olacağı varsayımını yapmak durumunda kalıyoruz. Toplumun tüm kesimleri ve nesillerinin farklı oluşu bir tarafta dururken, birey birey yayılmış tümel bir mutluluktan bahsedebilir miyiz, bilmiyorum. Herkeste ortak olan ve doyurulması gereken mutluluk unsurlarından bahsedebilirsek işte o zaman bunlar aracılığıyla tümel bir mutluluğa ulaşmanın yollarını araştırabiliriz. Fakat bunlar da üzerlerinde uzlaşılmış konular değil. Peki insanların nasıl mutlu olacağını insanlar değil de makineler bulabilir mi? Şöyle bir ihtimal beynimi kurcalıyor benim: makineler makine olduklarından mutluluğu hiç yaşayamayacak olsalar da, onlara insanların mutlu olduğunu kabul ettiğimiz durumların girdilerini verebilirsek, ki bu da imkansız gibi çünkü biz sebebi bir şey sanarken bilmediğimiz nice faktör devrede olabilir, tüm bu mutluluk durumlarını bir şekilde sentezleyerek ellerindeki işlenmiş verilerle belki insanların mutlu olma şekillerine göre insanları kategorilere ayırmaları, böylece hangi insanda hangi faktörlerin birleşimiyle mutluluğun kazanılacağına ulaşmaları mümkün olabilir. Fakat eklemem gerekiyor ki bu düşüncenin de makul olmadığı bir nokta var: dediğim çözüm için makinelerin insan zihninin en küçük düşünce parçasına dahi hakim olmaları gerekiyor ki düşünce sürecini aydınlatarak mutluluğun hangi düşünce zincirinin sonunda geldiğini bilebilsinler.
Gözleri olmayanlara renkten bahsetme ve kulakları olmayanlara müziği anlatmaya çalışma.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Edebiyat
Ziya
Ve müziği duyamayanlara dansı övme.
Gece yarısı çıplak tepelerden birinin zirvesindeki bir otlakta kayanın birine sırtüstü uzanırsınız ve yıldızlarla kaplı gök kubbenin yüksekliği üzerine düşünürsünüz.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Edebiyat
Ziya
Yüksekliği büyüklük ve genişlik olarak yorumluyorum ben. Zaten hepsi aynı duygulara çıkarıyor insanı: küçüklük, hayranlık, heyecan...
kitabın en harika parçası
Toprağa sımsıkı tutunuyoruz ama tepelere tırmanmak aklımızdan çok nadir geçiyor! Demek istediğim, kendimizi biraz daha yükseklere taşıyabiliriz. Hiç değilse bir ağaca tırmanabiliriz. Bir keresinde bir ağaca tırmanmıştım da, oradan biliyorum. Bir tepenin başında, uzunca bir akçamdı bu; bir güzel yere kapaklanmış olsam da buna değmişti, çünkü ufukta daha önce hiç görmediğim yepyeni dağlar keşfetmiş, yeri ve göğü daha fazla kucaklamıştım. Bu ağaçların dibinde yetmiş yıl gezinsem bu manzarayı göremezdim.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Edebiyat
Ziya
Tırmanınca yere kapaklanılabilir. Fakat buna değer. Çünkü kişi tırmanmasaydı ömrünce göremeyeceği dağları keşfedemezdi.
Reklam