Herkes sıkınımlı adımlarla köy meydanına ilerliyordu. Derken, durdular… Eğri büğrü, büyük bir çember oluşturmuşlardı. Cennet’in oğlu o çemberin içinde dolaşarak herkese tek tek sordu.
Kaar nedeen yağaar, kaarr?
Kimse yanıt vermedi. Kimi boynunu bükmüş susuyor, kimi de acıyarak bakıyordu. Sonra nereden haber aldıysa, saçlarını savurta savurta Cennet koştu geldi.
İnsanın kalbi ne acayiptir? Bir vakit onun ıstırabına sebep olan şey başka bir vakit sevinmesine sebep oluyor. Kalp denilen bu tükenmez ıstırap ve saadet kaynağı aslında kararsız ve mantıksız muhayyelemizin bir oyuncağı olduğu için bütün hareketleri hep onun heveslerine, onun cilvelerine bağlıdır.