Tuba طوبى

Tuba طوبى
@Tuballuk
Lisans
1998
5 kütüphaneci puanı
591 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Bütün bu mevcudatın bile aslı, basit bir noktadan başka neydi ? —Uzvî ve manevî varlığı ile, koskoca bir hilkat âbidesi olan insanın da aslı, bir noktadan başka nedir? —Sonra mükevvenatın azameti içinde, arz da bir nokta değil midir?
Ya o, insanların vücuda getirdiği eserler, mabedler, saraylar, âbideler, kervansaraylar, heykeller, henüz vücuda getirilmeden evvel, yani daha insan kafasında, tasavvur halinde iken, bir noktada gizlenmiş değil midir ? —Hâsılı mana, noktadadır; tafsilât, teşekkülât [meydana gelmeler.] ise kılükal [Dedikodu, söylenti:] ve teferrüattır.
Aşk.. İnsanı beşer kütlesinden temyiz eden kuvvet.. Aşk., tükenmez bir sermaye!. Aşk, ölçüsüz sevgi.. Aşk, sevdanın kemâli.. Aşk, garezsiz muhabbet...
Alıntı
Hamza, bir solukta bunları düşünürken birdenbire durdu. Zira o, sevgisinde garezsiz değildi. Sevilmek, sevgisine mukabele görmek talebi değil miydi ki onu bir gölge gibi takip ediyor ve Hamza, daima, aşkının bir taraflı oluşundan muztarip oluyor, elem çekiyordu. Hamza‟nın Meryem‟in aşkına doğru akan müsbet ihtisasları, bu cürümle dondu kaldı. Şüphe yok ki aşkın azametine karşı bu bir cürüm, bir leke idi. İşte Hamza, bile bile aşkını, bu talep lekeleriyle beneklemekten, kirletmekten hali olmuyordu.
Hamza, demek sevgilisi, Meryem, demekti. Meryem, Hamza‟nın hayatından çekilirse, o, bir ceset gibi cansız, manasız ve ifadesiz kalırdı. Onun bütün varlığı Meryem‟den ibaretti.
Alıntı
Hamza, için, şerefleri, kıymetleri, ihtirasları ile saltanatlanmış hayatı, Meryem, olmasa, manasız bir yükten başka ne olabilirdi? Hamza, muhitini çevrelemiş olan hasut, samimî takdirkâr hasılı her türlü insanlardan kaçmak, uzaklaşmak, ona, sevgilisine, hep ona, her zaman ona müteveccih olmak istiyordu.
Hamza, demek sevgilisi, Meryem, demekti. Meryem, Hamza‟nın hayatından çekilirse, o, bir ceset gibi cansız, manasız ve ifadesiz kalırdı. Onun bütün varlığı Meryem‟den ibaretti.
Alıntı
Hamza‟nın Meryem‟e olan gönül bağı, hayatının temerküz [bir yere toplanma; merkezleşme, birikme. ] ve istinat [dayanma, güvenme. ] noktası idi. Meryem, onun için kalb gibi idi, malik olduğu diğer kıymetler ise birer cüz gibi idiler. Bu kalb dursa, diğer bütün uzuvlarda birer birer çürümeye mahkûm olmayacaklar mıydı ?
İnsan, akıl ile hayvanat bahçesinden çıkmalı.
Dr. Mustafa Mahmud (rahimehullah) şöyle der: Her zaman hayretle etrafıma bakar, hayvanların tabiatlarına dağılmış olan farklı özellikleri düşünürüm. Tilkinin kurnazlığını, köpeğin sadakatini, aslanın cesaretini, boğanın öfkesini. karıncanın sabrını, eşeğin tahammülünü, devenin hiddetini, filin kinini, güvercinin uysallığını, ceylanın zarafetini, bukalemunun değişkenliğini, kaplanın vahşiliğini, sırtlanın alçaklığını, domuzun düşkünlüğünü. Bütün bu tabiatların, hayvan türleri arasında ayrı ayrı dağıtıldığını görürüm. Sonra insana bakarım. Ve hayretle fark ederim ki, bütün bu özellikler tek bir varlıkta toplanmıştır. Hatta bazen, tek bir insanın içinde; hâline, niyetine ve karşılaştığı şartlara göre bunların her biri ayrı ayrı ortaya çıkar.
Alıntı
İnsan doğulmaz, insan olunur. Niyet ettim Allah'ım insan olmaya, sen yardım et kolaylaştır Yâ Nasîr. 🤲🏻 Âmin