Kitabın amacının katili değil de gökdelenlerin, iş yerlerinin, yamuk yumuk apartmanların arasında kalmış binlerce tarihi eseri ve İstanbul'u- Byzantion, Konstantiniyye, Dersaadet...- bulmak olduğu kanısına varılıyor. Fazla uzundu sıkılmadım, ara vermedim diyemem. Ama genel olarak baktığımızda karakterler ve diyalogları bizdendi, samimiydi. Polisiye türü için ele aldığımda çok da beklentimi karşılamadı. Daha fazla detay daha fazla inceleme olabilirdi. Sonunda katili öğrendiğimde şaşırdım tabi :). Özet olarak güzel bir kitap, çok araştırılıp yazılmış, emeğinize sağlık.
...Kültür filan, boş işler bunlar... Sokağa çık da sor bakalım. Tarih deyince sana ne cevap verecekler. Ben söyleyeyim, Altaylardan gelen atalarımız, diyecek, o da dili dönerse... Yiğitlik diyecek, kılıç, at, bayrak,... Hepsi bu... Ne atalarının tarihini bilir bunlar, ne de kültürünü... Kültür diye sor mesela, iyice alışıklaşırlar karşında. Tamam, kültürü bırak, dini sor, İslamiyet'i... Söyleyecekleri on kelimeyi geçmez. Elhamdülillah Müslümanız, der... Muhammed peygamberimizdir, der. Kur'an kitabımız... Yav Fatiha'yı doğru dürüst okuyabilen kaç kişi vardır bunların arasında. Fakat aynı insanlar dinlerine laf geldi diye önlerine çıkan herkesi cayır cayır yakarlar.