Bir değil
Beş değil
milyonlarcasın maalesef
Koyun gibisin kardeşim
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin
ve adeta mağrur koşarsın selhaneye
Dünyanın en tuhaf mahluksun yani ,
hani şu derya içinde olup,
deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak ,yorgunsak, al kan içindeysek
ve hala şarabınızı vermek için
üzüm gibi eziliyorsak,
kabahat senin
demeğe de dilim varmıyor ama,
kabahatin çoğu senin ,Canım Kardeşim!
Nazım Hikmet Ran
Bir solukta 1-2 saatte okunabilecek kısa ama içerik bakımında zengin bir öykü
Kendini adadığı işinde başarıyı yakalamış,muhteşem saatleriyle dünyada ses getirmeye başlamışken birden bire saatler durmaya başlar. Zacharius usta'nın saatleri her durduğunda kalbininde durduğunu hissetmektedir (kalbinin işleyişiyle saatlerin işleyişini bir tuttar). Saatleriyle gereğinden fazla övünen yaşlı Saatçi yaradana kafa tutup Cennetten kovulan Melek'e benziyordu. Kalbini saran kibir zamanın yaratıcı olduğunu zannetmesine neden oluyordu. " Tanrı'nın dengi olmaya kalkışan, sonsuza kadar lanetlenecektir. " Kibir kalbe bulaştımı çıkarması biraz zor olacaktır ve kibirle haddini aşanlar bir gün hakettiklerini yaşayacaktır.
Kibrin ahlaken kötü duygulara ,mantık dışı hareketlere , felakete dönüşebilecek duruma sürükleyebileceği akıcı ve trajik bir olay örgüsüyle anlatılmış ibretlik bir hikaye.
Keyifli okumalar.
Yine çok güzel diyerek bitirdiğim bir kitap..
Kız çocuğunun utanç olarak görüldüğü Pakistan Peşaver'de doğup yaşayan bir peştu kızı MALALA Yusufzay..
Kız çocuğunun doğdu günü kasvetli bir gün olarak adlandıran bir halk,
Erkek çocuklarının doğumunun silahlarla kutlanıp,kızların örtüler altında saklandığı,
Eşi kız çocuk doğurdu diye tebrik edilmeyen bir baba,
Erkeklerin özgürce dolaşabildiği ama kadınların yalnızca görevi çocuk doğurmak ve yemek pişirmek olduğu,
Kahvaltıda kaymak ve yumurtayı sadece erkeklerin yiyip kızların bundan mahrum bırakıldığı bir ülke..
Kadınların tüm haklarının elinden alındığı diyerek özetlenebilir mi bütün bu adını koyamadığım zulümler?
Malala'nın babası kızından utanmak yerine deyim yerindeyse dağ gibi hep arkasında oldu. Eğitime değer veren ,hayali bir okul açmak olan bir baba...
Görgülü kuşlar gördüklerini işler...
Malala da bu mücadele tutkusunu aşılayan babasının izinden giderken amacı; yoksulluk içinde yaşayan insanlara, çalışmaya zorlanan çocuklara terörizm ya da eğitim eksikliği yüzünden sefalet çekenlere ulaşmak,eğitim hakkını sonuna kadar savunmak ,sesini tüm dünyaya duyurmaktı.
Taliban diye bir oluşumla karşılaşana kadar...
9 ekim 2012 okuldan eve dönerken okul servisinde taliban güçleri tarafından başından ve boynundan vurularak yaşam mücadelesine başlıyor..
15 yaşında kalemi ve aklıyla kızları ve kadınları yok sayan bütün zihniyete karşı dimdik duran, haksızlığa uğramış sonrada sindirilmiş bütün kızlara ses olan,Taliban beni vurarak yürüttüm kampanyaya küresel bir boyut kazandırmaktan başka hiçbir şey yapmamıştır" diyebilecek olgunluktaki MALALA'nın hayat hikayesi.
Keyifli okumalar.