Hey! nerdeydi o eski kış geceleri, nerde? Göğün kucagında gülüşen yıldızlar, dar sokaklarda, ellerin evden eve misafirliğe giden köylüler, evden eve uçan sesler, mani söyleşen kızlar, gençler, Kızıltaş'ı hayata, hayatı Kızıltaş'a bağlayan türküler, nerde?
Söndü türküler, eridi, döküldü kalplerden; evlere dert girdi, sonsuz, tükenmez bir dert! Bazan asfalt şose boyunca rüzgâr gibi bir otomobil Yalta'ya gidiyor. Ardında bıraktığı boşlukta Dermenköy kırlarından inen rüzgârlar, eski mezarlık meşelerinin tepelerinde ağlaşarak insanların kalplerine kara hayat türküsünü örüyorlar:
Arkamızda ağlaştılar
Meşe dalları.
Bize haram oldu
Kırım yolları.