Düşsel planda kadın son derece önemlidir; gerçek yaşamda ise tümüyle önemsiz. Şiiri bir baştan öbür başa kaplar, tarihte hiç görülmez. Kurmaca yazında kralların ve fatihlerin yaşamlarına hükmeder, gerçek yaşamda ailesinin parmağına bir yüzük geçirdiği herhangi bir oğlanın kölesidir. Kurmaca yazında en esin dolu sözler, en derin düşünceler onun dudaklarından dökülür; günlük yaşamda hemen hemen hiç okuyup yazamaz ve kocasının malıdır.
Dünyadaki hiçbir güç beş yüz poundumu elimden alamaz. Yiyecek, ev ve giyim, sonsuza dek benim. Böylece yalnız çaba ve didinme değil, nefret ve burukluk da yok oluyor. Hiçbir erkekten nefret etmek gerekmez, çünkü o bana kötülük yapamaz. Hiçbir erkeği pohpohlamam gerekmez, onun bana verecek bir şeyi yok ki! Böylece hiç farkına varmaksızın kendimi, insan soyunun öbür yarısına karşı yeni bir tutum içine girer buldum. Herhangi bir sınıfı ya da cinsiyeti bir bütün olarak suçlamak saçmaydı. Büyük insan toplulukları hiçbir zaman yaptıklarından sorumlu değildir. Kendi denetimlerinde olmayan içgüdülerle yönlendirilirler. O babaerkiller, profesörler de bitip tükenmez güçlükler ve engellerle savaşmışlardı. Onların eğitimi de kimi yönden benimki kadar kusurluydu. Onların yapısında da büyük aksaklıklar doğurmuştu. Paraya ve güce sahiptiler, ama karşılığında göğüslerinde, durmaksızın ciğerlerini gagalayıp paralayan bir kartal, bir akbaba beslemişlerdi; sahip olma içgüdüsü, elde etme hırsı ile sürekli başkalarının tarlalarına ve mallarına göz dikmiş, hudut ve bayraklar oluşturmuş, savaş gemileri ve zehirli gazı yaratmış, kendilerinin ve çocuklarının canını ortaya koymuşlardı.
Kadınlar yüzyıllardır, erkek görüntüsünü gerçek boyutlarının iki katında gösterebilen enfes bir güce sahip büyülü birer ayna görevini yerine getirmişlerdi. Bu güç olmasaydı, belki de dünya hâlâ bataklıktan ve sık ormanlardan ibaret olurdu. Savaşlarımızın parlak zaferleri bilinmezdi. Koyun kemiklerinin üzerine geyik resimleri çizip koyun derisi karşılığında çakmak taşı ya da gelişmemiş zevkimize yönelik herhangi bir süs eşyası alıyor olurduk. Süpermenler ve Yazgının Parmakları hiç var olmazdı. Çar ve Kayzer hiçbir zaman taç giyemez ya da taçlarını yitirmezlerdi. Uygar toplumlarda kullanımları nasıl olursa olsun, aynalar, tüm şiddete dayalı ve kahramanca eylemler için gereklidir. Napolyon ve Mussolini, her ikisi de, bu nedenle kadınların zayıflığı üzerinde önemle dururlar, çünkü kadınlar daha aşağı düzeyde olmasalardı büyüteç işlevini yerine getiremezlerdi.