Bu kitap, insanın ve hayatın en kırılgan yerinden konuşuyor. Sayfalar ilerledikçe bir olay örgüsünden çok, bir halin içine giriyoruz: Acının sessizliği, insanın insana duyduğu ihtiyaç, anlaşılma arzusu… “İnsanın acısını insan alır” cümlesi kitabın görünmez omurgası gibi; açıkça söylenmese de her satırda hissediliyor.
Yazar, acıyı dramatize etmiyor aksine hayatın içinden ve gerçeklerlerle, kısa bir yüzleşmeyle baş başa bırakıyor bizi...
Gözlerini olanca büyüklüğü ile açmasına karşın, gördüğü şeylerin artık değişmediğini görüyordu. Her şey öyle bir hızla yineliyordu ki kendini, giderek bir devinimsizliğe dönüyordu yaşadığı gerçek.