Sanırım okuduğum en saçma kitaplardan biriydi. Bu kitap hakkında yazılan incelemelere göz attığımda gördüğüm tek şey olumlu yorumlar oldu, ben aynı kanaatte değilim. Bilimi ve sanatı kendi içlerinde konu bazında tabi eleştirilebilir bulabilirsiniz fakat tamamı için insanı yozlaştırdı demek ve bu kitap için bilimi ve sanatı yerin dibine soktu demek benim için saçmalıktır. Yani kitapları eleştiren bir kısmı bile var ki bunu kitap ile duyuruyorsun. Bu yazara neden ahmak dediklerini bu kitabı ile anlamış oldum keza kitabın önsözünde bu orta halli yazı değerinden fazla rağbet gördü diye belirtiyor. Bakın kitabın yazılmasını sağlayan soru gerçekten güzel fakat cevapları bu kitapta yok. Bu kitap, okuduğum HAY klasikleri serisinde bu seriye yakıştıramadığım ilk kitap oldu. O kadar sadelikle verilmiş cevaplar var ki gerçekten bu bayağı iyi ya da bu çok düşündürücü dediğim hiçbir cümle olmadı, neden ve nasıl bu kadar yüceltilmiş bu kitap anlamış değilim. İşin bir de şöyle bir boyutu var kitap 33 sayfa fakat ekleme yapıldığı söylemi ile kitap sayfa sayısı iki katına çıkmış. Peki bu eklemede ne değişti tam olarak ? Çokta farklı bir şey olmadan resmen kitabı tekrar basmışlar. Kusuru bakmayın bu kitap tam olarak şu; tüccar filozof, tüccar kitap, tüccar yayınevi.
Konusu güzel anlatımı da akiciydi ancak sonunu baglayamadim. Yazarken yazar bir anda uykusu gelmiş gibi kitabı bitirmiş. O kadar güzel anlatmışsın bir ee sonuç dedik yani. Hala hikaye devam ederken ee kitabın devamı nerede hissi yaşadım. Bunlara rağmen güzel bir okuma.
UykuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20153,735 okunma
Milyonlarca mücadele vardır hayatta, bu milyonlarca mücadele milyarlarca yaşanmışlığa bezenir çoğu zaman. Bilinenin aksine yüzlerce renk vardır yaşamda ama görmek isteyene...Belki de her son gerçekten de bir başlangıçtır. Ya da bazı sonlar tek bir ipliğe bağlanır, bir daha tutunacak tek dal bile bulamasınlar diye...
Zweig eserinde, "İnsan her şeyini kaybettiğinde, elinde kalan son şey için umutsuzca savaşır." diyor. Aslında sonu bulma çabasına, ruhen ölü bir varlığın bedenen yaşamdan kopmasına bir vesile arayışıdır o son umut.
Amok koşucusu, inandığı şey uğruna sonuna kadar delice savaşan ve sonunda intihara sürüklenen bir mücadele.İnsanların yaşadığı yalnızlığın çarpıcı tasvirlerle anlatıldığı, tutkularının esareti altında hastalıklı bir hale dönüşen bir karakteri tüm yönleriyle irdeleyen, okuyucuyu içine çeken, tek solukta okunacak derin bir anlatım.Okudukça düşündüren düşündürdükçe "sevgisizlik" in insanı ne boyutlara getirdiğini hissettiren bir yapıt. Aslında temelde çıkış yolu bulamayan bir karakterin, tüm bunlardan kaçmak isterken sebebinin korku değil kaybedecek bir şeyinin olmamasını konu ediniyor.
Geçmişe, günümüze ve belki geleceğe baktığımızda bile insanın dinamik bir varlık olmasına rağmen, hüzünlere kapılma ve bunu kontrol edememe güdümünün stabil olması her dönemde bir desteğe ihtiyacı olduğunun en aşikar göstergesi...Hayat her saniyesini atlamadan yaşamaya değecek kadar güzel, bunu keşfedecek güç ise içimizde. Bir nevi sonunu kurgulayan yazara sitemim bu sözlerim...
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,9bin okunma