21. Yüzyıl Türkiye'sinde hala başörtüsüne düşman olan büyük bir kesim var. Bunun karşısında başörtüsünü ve söylemlerini şahsi ve örgütsel çıkarları için kullananlar var. Tüm bunların arasında belki oransal olarak yüzde 10'u bulmayacak "Başörtüsünü İslami bir şuur ile takıp bunun bilincinde hareket eden" kesim var. Ülkemizde maalesef Cumhuriyet tarihinin esef verici meselelerinden birisidir bu. Bir kesim özgürlük adı altında başörtüsü düşmanlığı yapar. Bugün hala var bu zihniyet.
Ve bu kesim yüzünden başka bir kesim de var ki İslam'ı başörtüsünden ibaret zannediyor. Bu hususta söylenecek çok şey var. Bunları isteyen kişilerle bire bir konuşurum. Burada sözü fazla uzatmak yersiz olacak.
Gelelim kitaba. Kitapta sosyetik bir yaşantının arkasından tövbe eden ve sonra İslam'ı hayatında tatbik etmeye çalışan bir kadının aşk hikayesi anlatılmakta. Bu hayat hikayesinin içerisinde başörtüsü uğruna verdiği mücadele işlenmeye çalışılmış. Bir dönem İslami değerler ve kavramlara nasıl düşmanlık edildiği verilmeye çalışılmış. Başarılı olunup olunmadığı konusunu her okuyan kendisi değerlendirsin. Bir Aşk hikayesi gözüyle bakıyorum ve güzeldi diyorum. Okunabilir.
Ben de büyüklerimden çok hikayeler dinledim Kur'an'ı Kerim'lerin nasıl toplatılıp yakıldığı, başörtüsü yasakları, Kur'an kursları baskınları vs. vs. ile ilgili. Maalesef bugün hala fırsat bulsa aynısını yapacak zihniyetlerin aramızda dolaşıyor olması çok üzücü. Bu zihniyetlere de buradan bir sesleniş: İslam ilmin ta kendisidir, gericilik değildir.
Rabbim ilmimizi artırsın, verdiği ilim ile amel etmeyi bizlere nasip eylesin.