Nola micmer gibi yanarsa içim
Bezm-i şâh-ı cihândan ayrıldım
(İçim ne kadar ateş gibi yanarsa yansın; dünyanın en değerli meclisinden, sevgilimden ayrıldım)
Ne tan Ülker gibi yanarsa içim
Meh-i nâ-mihr-bândan ayrıldım
(İçim ne sabah yıldızı gibi ne de sevgilinin parlak yüzü kadar yanarsa yansın; ondan ayrıldım)
Girih girih resen-i müsg-bârı mı analım
Dizin dizin güher-i âb-dârı mı diyelim
(İnci dizilişi gibi detayları mı, yoksa su damlası gibi parlak güzellikleri mi düşünelim?)