Edeb degil gile cevr ü cefâ-yi cânândan
Ne hûb özr diler rûy-ı yârı mı diyelim
(Sevgilinin yaptığı eziyet ve zulüm şikâyet edilmez; peki onun güzel yüzünden özür dilemek mi doğru?)
Yâhut bu şîşe-i nâzik-mizâc gönlümüze
O seng-dilden eren inkisârı mı diyelim
(Yoksa bu kırılgan kalbimizin sevgili karşısında taş gibi kırılmasını mı söyleyelim?)
Safâ-yi haddin ile dil serâçe-i gül-gûn
Hayâl-i zülfün ile dîde kâse-i reyhân
(Yanağının verdiği ferahlıkla gönlüm gül renkli bir köşk oldu; saçının hayaliyle gözüm reyhan dolu bir kâseye dönüştü.)