Çok idi ki gül Yûsufu hecrinde zamâne
Pîr olmuş idi hasret ile hem-çü Züleyhâ
(“Uzun zamandır gül (Yusuf) ayrılıkla imtihanda;
Hasretle, tıpkı Züleyhâ gibi yaşlanmıştı.”)
Dedim ki söylesen kereminden ne eksilir
Nâz eyleyip dedi ki zülâl akıtır mı nâr
(“Söylesen, lütfundan ne eksilir?” dedim.
Nazlanarak dedi ki: “Tatlı su hiç ateş akıtır mı?”)
N’için rakîbe hidmet edersin dedi dedim
Âhû seg ile avlanır ey serv-i gül-‘izâr
(“Niçin rakîbe hizmet ediyorsun?” dediler;
Ben de “Ey gül yanaklı servi! Geyik köpekle avlanır” dedim.)
Meydân içinde gamzesi attığı okların
Birin yere düşürmedi zî şûh-ı fitne-gâr
(O şûh ve fitneci sevgili, meydanda gamzesiyle attığı okların hiçbirini yere düşürmedi "hepsi hedefini buldu").
Her gamze bir hadeng ile bin cân eder şikâr
Çıksa şikâr-gâhına ol Türk-i gamze-gâr
(O gamzesi ok atan Türk sevgili av yerine çıksa,
Her bir bakışıyla bin canı avlar.)