Zülfü ne merk etti kim zencîre düştü âfitâb
Çeşmi ne sihr etti kim sebze bitirdi yâsemin
(Saçı nasıl bir bağlayıcılık gösterdi ki güneş zincire vuruldu?
Gözü nasıl bir büyü yaptı ki beyaz yaseminden yeşillik bitirdi?)
Geldi bir dem kim bezendi türlü reng ile zemîn
Oldu ferrinden bahârın bâg firdevs-i berîn
(Bir zaman geldi ki yeryüzü türlü renklerle süslendi;
Baharın ihtişamıyla bahçe, yüce cennet hâline geldi.)
Melekler isteyip anun devâm-ı devletini
Yesbehune lehu bi'l-gadivvû ve'l-asâl
(Melekler onun devletinin devamını dileyip,
Sabah akşam onun için tesbih ederler.)
Elinde zevrak-ı zerrîni gördü dedi felek
La kad raeytü hilâlen yedûru fevka hilâl
(Felek, onun elinde altın bir kayık gördü ve şöyle dedi:
“Gerçekten, bir hilâlin başka bir hilâlin üzerinde döndüğünü gördüm.”)
Beşer ne şerh ede bilsin cemâlin ol güneşin
Ki oldu zıll-ı Hudâ-yi cemil-i celle celâl
(O güneşin (o yüce kişinin) güzelliğini insan nasıl açıklayabilir?
Çünkü o, celâli yüce olan güzel Allah’ın bir gölgesi olmuştur.)