Beyoğlu

Divân-ı Necâtî Beg
Puan vermedi·1000 syf.··
2026 3. kitabı
·
93 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 20:38
Türk edebiyatının "Hüsrev-i Rûm" (Anadolu'nun Hüsrevi) olarak anılan ismi Necâti Bey, 15. yüzyıl Divan edebiyatının en özgün ve kurucu figürlerinden biridir. Onun Divan’ı, şiirimizin yerlileşme ve klasisizm yolundaki en önemli duraklarından biridir. Necâti Bey'i çağdaşlarından ayıran en büyük özellik, dili ustalıkla "Türkî" kılmasıdır. Şiirlerinde atasözü söyleme geleneğini başlatmıştır. Halk dilindeki deyimleri ve atasözlerini aruz veznine başarıyla uydurmuştur. Şiirleri, döneminin yaşayan Türkçesini yansıtan birer dil hazinesi gibidir. Ağdalı ve ağır bir dil yerine, daha sade, içten ve pürüzsüz bir anlatımı tercih etmiştir. Bu üslup özelliği, Divan edebiyatında "Sahl-i Mümteni" (kolay görünen ama benzeri söylenmesi zor olan eser) kategorisine giren şiirler üretmesini sağlamıştır. Necâti Bey, her ne kadar kasideleriyle de bilinse de asıl gücünü gazellerinde gösterir. Aşkı, ayrılığı ve rintçe (dünyayı umursamaz) tavrı işlerken kullandığı imajlar tazedir. Özellikle meşhur "Döne Döne" redifli gazeli, Türk edebiyatının klasikleri arasındadır. Divan'ı tertip ederken klasik düzeni takip etmiştir. Eserde; * Padişahlara (özellikle II. Bayezid) ve devlet büyüklerine sunulmuş kasideler, * Lirik ve teknik açıdan kusursuz gazeller, * Kıtalar ve rubailer yer alır. Necâti Bey, İran şiirinin etkisinden kurtulup milli bir şiir dili oluşturma yolunda Bâkî ve Fuzûlî gibi devlere zemin hazırlamıştır. Eğer o, Türkçe deyimleri ve halk söyleyişlerini saray şiirine bu denli estetik bir şekilde dahil etmeseydi, Divan şiiri çok daha "yabancı" bir karakterde kalabilirdi.
Edebiyat
Necati Bey DivanıOzan Yılmaz · 03 okunma
Reklam
Kamu Yûsuf mı olur hüsn ile Ken'ân ehli Kamu sultân mı olur Mısra ya zındân ehli Güzellik olunca Kenan halkının hepsi Yusuf mu olur? Ya da Mısır'da hapis olan herkes sultan mı sayılır? (Herkes bulunduğu yerle aynı değerde olmaz)
Edebiyat
Batı'ya göre biz, daima Doğulu ve barbarız; tarihlerinde böyle okutmaktadırlar. Biz Doğulular-yani Avrupa'ya göre doğuda olan herkes- zaten onları anlayamazdı, onlar da bizi tanımayı istemediler. Bu yüzdendir ki, ne Batılı olabildik, ne de biz olarak kalabildik. İşte bu çıkmaz sokağın oluşumunun, tarih sömürüsü dedigimiz olgudan kaynaklandığını düşünüyoruz.
Sayfa 56 - Beyan·Kitabı okuyor
Tarih
Zaman, gece ve gündüz içerisindeki saatler/anlardır. (Tâberî, Târihu'l-Umemi ve'l-Mulûk)
Sayfa 50 - Beyan·Kitabı okuyor
Tarih
"Antik Çağlar" dediğimiz dönemlerin ilki olan Hz. Âdem zamanını, tarihin bilinen kaynaklarından araştırmak mümkün değildir. O dönemi anlatan kaynaklar arasında inananlar açısından en güvenilir kaynaklar ilâhî kitaplardır. Bu kitaplardan değişmeden günümüze intikal eden tek kitap da Kur'an-ı Kerim'dir.
Sayfa 49 - Beyan·Kitabı okuyor
Tarih