Ah, insanlar niçin her şeyi anlamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar tam onun gibi -fakat hiç eksiksiz ve tam- onun gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İllaki zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlaşmalar, kıskançlıklar, inatlar, şüpheler, hakim olmak arzuları…
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ağlamak, katıla katıla ağlamak, ağladıkça sarhoş olarak ve kendini kaybederek ve hıçkırarak ve hiç hıçkırıklarının sesini duyarak ve katılarak ve katıldıkca kendini toplayarak ve kendini topladıkça yeniden katılarak ağlamak.
Türklerle ilgili olarak kabul edilebilecek tek tanım dil bilimsel olandır .Türk; Türkçe konuşandır. Başka bir tanım son derece yetersiz kalır. Bir ansiklopedide, Türklerin, dar anlamda, Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları olduğunu yazarsak, sözcüğün geniş anlamında, Türkçe konuşan ya da konuşmuş bütün insan topluluklarının dışında tutmuş oluruz. Öte yandan da Türk Hükümeti’nin yönetiminde oldukları için, Türkiye’deki azınlıkları, özellikle İranlı olan ve kendilerine Türk saymayan Kürtleri Türk saymış oluruz. Dolayısıyla siyasal nedenler yüzünden dilin kötüye kullanıldığı açıktır. Buna karşılık, Türkçe konuştuklarını kabul ettiğimiz halde, SSCB den çıkmış bağımsız ya da Rus nüfuzunda kalmış cumhuriyetlerin halklarını Türk niteliğinden mahrum bırakmak onları yalnızca Türkçe konuşan halklar olarak kabul edip basitçe Azeriler, Özbekler, Kazaklar, Türkmenler ve Kırgızlar vs olarak görmek -ki bir düzeyde doğal olarak öyledirler- sözcüklerle oynamaktır.