Aklı Yeşim' deydi. Daha çok da göğüslerinde. Göğüslerine dokunduğu o gecede. Yeşim'in odasına girip başucundaki sandalyeye oturduğu gecede. Bir eliyle kızın ağzına, diğeriyle göğüslerine bastırdığı gecede. Yeşim'in açılan gözlerine, "Vurdururum seni, cesedini bulamazlar!" diye fısıldadığı gecede. Korkudan donsa da Yeşim'in
titremeye devam ettiği gecede. Kızın yüzüne boşaldığı ve "Korkma, sikmeyeceğim seni!" deyip terk ettiği karanlık odadaydı aklı. Ama gitmişti Yeşim. Kimi elleyecekti artık? Kim uslu uslu gidip yüzünü temizleyecek, sonra da hiçbir şey olmamış gibi davranacaktı? Kim Yeşim kadar korkaktı? Son sınıftakiler mi? Yoksa daha küçükler mi? Sonra Nazenin geçti yanından. Nazenin ve sarı saçları. Niye olmasın, diye düşündü. Keyfi yerine geldi.
Gereksiz kurbanlar çıkmadan önce ortaokul ve lise öğrencilerinin tamamına uzun mesafe koşturma uygulamasından vazgeçilmesi uyarısında bulunmak isterdim, ama böyle bir şeyi benim gibi biri söylediğinde kimsenin kulak asacağını da hiç sanmam.