Dağlarda kendisine arka arka eşkıya bulamayan ağalar da, yeni eşkıyalar çıkarırlar dağa. Ovadaki ağaların çıkarları bu sefer de dağlarda birbirleriyle çarpışmaya başlar. Dağlardaki çeteler birbirlerine düşüp ha bire birbirlerini, fıkara halkı öldürürler. Ağaların toprakları büyür.
Koca Ahmet bir dehşet olduğu kadar bir sevgiydi de. Koca Ahmet bu iki duyguyu yıllar yılı bu dağlarda yan yana götürebilmişti. Bunun ikisini bir arada götüremezse bir eşkıya, dağlarda bir yıldan fazla yaşayamaz. Eşkıyayı korkuyla sevgi yaşatır. Yalnız sevgi tek başına zayıftır. Yalnız korkuysa kindir.
Değil mi ki yaşam, bir yerde ölümle yani yoklukla sonuçlanıyor, öyleyse nedir bu didinip durma, bu yedim-içtim, aldım-verdim, benim-senin kavgasının anlamı?
Korkak Aslan gülüp şöyle dedi: "Hep çok büyük ve korkunç olduğumu düşünürdüm; ama küçücük çiçekler beni öldürmek üzereyken ufacık fareler hayatımı kurtarmış. Bütün bunlar ne kadar garip!"