Hiçbir zaman balık olamayacağımı biliyor muydun? Isık Göle’e kadar yüzemeyeceğini, beyaz gemi göremeyeceğini ve ona “Selâm Beyaz Gemi, ben geldim,ben!” diyemeyeceğini biliyor mudun?
Bu mükemmel, zengin sofrada, kim bilir, kaç kişinin lokması boğazında kalmıştı? Kim bilir, kaç misafir, çatal bıçak kullanmasının beceremedikleri için gizli gizli ter dökmüş, kaç biçare, nasıl alınacağını, nasıl yeneceğini bilmediği bir yemeği reddetmek zorunda kalmıştır?
İçim kan ağlarken gülmeye, şarkı söylemeye, ıslık çalmaya başlıyordum. O kadar ki, kalbim, nihayet bu neşenin yalanına inanıyor, suya konan kuru çiçekler gibi titreye titreye canlanmaya başlıyordum.