Mecburiyetimdin, mecburiyetsiz
Bir elimde karanfil, öbüründe gül kaldı
Yağmur bile kurulanır bana bakınca
Şu âhir ömrümde söylenmedik
Bir âh kaldı
Diyelim ki âh
Diyelim ki alnımda eski bir uygarlığın
Tuhaf mı tuhaf yazısı
Mihrican...gel artık
Dünya bir topaç gibi dönüyor avucumda
Bir kâğıtla bir kalemin hevesine kandım
Yatılıydım,uykusuzdum,çocuktum
Mecburdum...
Geriye doğru koşabilir misin
Bir saat, bir gün, bir ay, bir yıl
Buna bir de hayatı ekle
Böl çıkart topla çarp
Ömrüm ey ömrüm ey ömrüm
Sarsak, elinde derme çatma bir gül
Geriye doğru koşabilir misin
Geriye doğru koşabilir misin
Topuklarını birbirine vurarak
Ne var geride, ne vardı ki -bir sevgili, uzak ve erken ölümler
Kardeşlik, arkadaşlık elbet olacak
Buna bir de gençliğini ekleyebilir misin
Üç noktada, ünlemler ...
Ama bence ne yap, bilir misin
Hızlı yaşama artık, genç ölme
Bırak cesedin de yakışıklı filan olmasın
Bir kapının önünde, utangaç bir hüzünle
Dur ve bekle, inan ki o kapı açılacak
Uğul uğul bir kanat sesi dolacak eşiğine
Geriye doğru belki koşabilirsin
Ama akan su dağlara hiç tırmanmayacak