"İçimizdeki Musalardan ne haber vardır?
İbrahimler'den, Yusuflar'dan
yoksa Musa'yı Kızıldeniz'de yalnız mı bıraktık?
ellerimizle mi verdik İbrahim'i Nemrutlara
şimdi hangi kuyudan gelmede Yusuf'un sesi?
ki unutma Vera
Filistin'de yeni doğan çocuklar ilkin annelerinin göğsüne
sonra da yerdeki taşlara uzanırlar
neredesin eyy İsmail'in boğazındaki merhamet?
içimizdeki bu sızıyı kaldır
ya ebabilleri gönder
ya bizi de oraya aldır."
"Hallolacak o iş"in yolunu gözlerken hayatın akışından kopmamayı öğrenmen lazım. Bekleyişin bazı kapılardan geçmene, bazı şeyleri söylemene mani olmamalı. Bekleyişler zamanla tereddüde kalbeder. Tereddütler büyür ve seni dallı budaklı sapaklara götürür. Ya da tereddütler sendeki tüm mecali yer bitirir. Yapmanın şevki ve eminliği zihninde kurup kurup yıkmanla körelir gider çünkü.
Tutunman ve tutunmayı sürdürmen lazım. Yolunu gözlediğin şeylerin kapıları boşluğa açıldığında dünyan başına yıkılmamalı. Beklenen olmaz, gözlenen gelmez. Bunları kendi olağanlığı içinde kabul etmen gerekir. Yaşamak için her şeyin yerli yerinde olmasını bekleme. Hangi ömür tam anlamıyla gülistandır? Muhakkak ki bir taraftan hep sararıp solar. Mühim olan yeşerecek yeni şeyler bulmaktır; yeşertecek yeni şeyler.
Şimdi senin bu tereddütle attığın sarsak adımlarınla ve gözüne indirdiğin yılgınlık perdesiyle geçtiğin yerlerdeki ne yeni bakışları ne de yeni şahitlikleri edinebiliyorsun. Bakışını değiştir ve doğrul. Kabullen ve yapmak zorunda olduğun için değil de gerçekten yapmak istediğin bir şeylerin ucundan tutuver.
~ İnsan toplumda eğitim görür, yalnızlıkta ilham bulur.
~Bildiğim her şeyi başkaları da öğrenebilir, fakat kalbim sadece bana özeldir.
~Mutluluğu kendi içinde bulan insanın dışarda mutluluk aramasına gerek kalmaz .
~Birinin sadakatinden ve fedakârlığından yararlanan insanlar ikiyüzlüdür.