Bu kitabın, öykülerinden etkilendiğim en güzel yanları; gerçekçi öykülerin olması ve okuduğumda yer yer üzülsem dahi ufuk açıcı olması. Tavsiyem sadece annelere, ilerde anne olmayı düşünenlere, babalara, baba adaylarına değil tüm kitap okumayı sevenlere ve kendini geliştirmek isteyen gençleredir.
Dünya; okyanusta yüzen bir tahta parçası mıdır yoksa kelimelerin üzerinde yüzen, harflerin manalara dokunarak ilerlediği bir hazine sandığı mı? Bir göç katarı mı? Bir kirli gemi mi? Biz, bir yüzüşü mü, bir göç katarını mı seyrediyoruz, durduğumuz çağdan? Dengemizi kaybetmemek için bir seyre mi tutunuyoruz böyle?
Bunun gibi daha pek çok güzel ve anlamlı içerikleriyle hayatımızın bakış açısına katkı sağlıyor. Okurken hem keyif alıyorsunuz hemde sorgulayıcı bir şekilde düşünüyorsunuz. Ben bu kitabı zaman zaman durup hayatınını sorgulamak gibi gördüm. Bu kitabı okuyacaklara şimdiden iyi okumalar diliyorum.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüğüm tarumar?