Veronal

Puan vermedi·136 syf.··
2019 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2019 21:44
Kitap adından da anlaşılacağı üzere tam olarak bir idam mahkumunun son gününden bahsediyor. Victor Hugo başta bu kitabı isimsiz yayınlamış. Kitabın başında vermiş olduğu ‘’Trajedi Hakkında Bir Komedi’’ bölümüyle de anlaşılan tepkiyi görmek istemiş fakat verilecek tepkiyi de toplumun belli tiplerini konuşturarak alaylı bir dille eleştirmiş. Önsözden öğrendiğim kadarıyla kitap adsız olarak çıktığı zaman toplum kendisine o kadar uzak bulmuş ki kitap için İngiliz, Çin, Amerikan kitabı diyenler olmuş. Bu da bugün hala farkındalık sahibi olmayanlarımıza bir örnek sanırım. Yazarın kitapta söz konusu mahkumun suçunu hiçbir şekilde belirtmemesi suça göre kanaat vermemize imkan tanımamak, ve idamın her mahkum için bu psikolojiyi yarattığını belirtmekti fikrimce. Zaten Victor Hugo idamı bir kamu cinayeti olarak tanımlıyor. Giyotin sehpasının üstünde gerçekleştirilen bu idam büyük bir kitle tarafından izleniyor ve alkışlanıyor sanki giden bir can değilmiş ve ardı sıra kesilen bu kafalar bir vahşet değilmişçesine. Victor Hugo biraz da bunun üstünde durup buna tepki çekiyor. Kahramanın bu süre boyunca yanından geçen karakterlerin bu durumu normal karşılayıp gündelik bir mesele sayıp önemsememeleriyle.. Sefiller’in üzerine bu kitabı da okuyunca Hugo’nun yaşantısını merak ettim onu bu kürek mahkumunun ya da bir idam mahkumunun psikolojisini, yaşadıklarını anlatmaya iten şey ne olabilir diye. Ama anladığım şey şu oldu Victor Hugo’ya bunları yazmaya yaşadıkları itmemiş, asıl yazdıkları yaşadıklarına sebep olmuş. Kitaba tekrar gelecek olursak oldukça güzel bir kitap, kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Kitapta beni en etkileyen kısım ve aynı zamanda kitabı ve o dönemi, dönemin insanlarını özetleyen kısım şu oldu (mahkumun biraz zaman istemesi üzerine): -mahkumun ağzından,
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·211 syf.··
2019 13. kitabı
‘’Adalet, vergiyi az ya da çok almak değildir, insana bütün haklarını teslim etmek sanatıdır.’’ Kitap da oldukça dikkatimi çeken bir sözdü. Kitap İkinci Dünya Savaşı döneminde alınan Varlık Vergisinin alındığı dönemden getirdiklerini ve götürdüklerinden bahsediyor. İstanbul’a göç eden ailelerin yaşamlarından başlayarak zamanın İstanbul beyefendilerinin yaşamlarına da değiniyor. İkinci Dünya Savaşı sıralarında Türkiye her ne kadar savaşa girmemiş dahi olsa da büyük ölçüde savaşın sonuçlarından etkileniyor. Dönemin cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü her ihtimale karşı koruma amaçlı sınırda bir milyon asker bekletme gibi bir önleme gidiyor. Bu da ülkede azalan iş gücünün yanında bu askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak gibi bir zorluğun yaşanılmasına sebep oluyor. Tabi bu müthiş ihtiyaç sahibi bir dönemde fırsatçılık da alıp başını gitmiş oluyor. Ayrıca bu sıralarda Türkiye’nin savaşa katılmamış olması da savaştan kaçmak isteyenler için bir göç alternatifi doğuruyor. Ülkede karaborsacılık artıyor, büyük ölçüde zeytinyağı stoğu bulunmasına karşın zeytinyağının kilosu çok yüksek fiyatlarda ancak bulunuyor. Dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu da ekonomiyi rahatlatmak adına böyle bir vergiye gidiyor. Kitap da bu konuyu ve zamanın yoksul kesimini, üst kesimini salkım hanımın taneleri adlı kolye üzerinden güç ve serveti konu alıyor. Kitap 1999 yılında filme de çekilmiş, bir çok ödül almış ve bu sayede varlık vergisi tekrardan gündeme gelmiş. O dönemde çiftçilerden de alınmış bir vergi de bulunuyor Toprak Mahsulleri Vergisi. Bu vergi Yokluk vergisi olarak da anılmakta çünkü zaten ekonomik olarak güçsüz bir durumda olan çiftçiden itiraz yolu olmadan vergi alınıyor bunun çok gündeme gelmemesinin yanında Varlık Vergisi facia olarak anılmış, bir çok yazar tarafından hatta yurtdışından da
Salkım Hanımın TaneleriYılmaz Karakoyunlu · Doğan Kitap · 2013956 okunma
Kan mı bu? diye sordu Etienne bütün cesaretini toplayarak. Bonnemort elinin tersiyle yavaş yavaş ağzını siliyordu. -Hayır, kömür tozu... İçimde ölene dek beni ısıtacak kömür var. Oysa on beş yıldır aşağı inmedim. Farkına varmadan içimde biriktirmişim heralde. Neyse aldırma canım, koruyor insanı!

Veronal

, bir kitap okudu
Puan vermedi·211 syf.··
2019 13. kitabı
Yılmaz Karakoyunlu
6.8/10 · 956 okunma

Veronal

, bir kitap okudu
Puan vermedi·432 syf.·
12 günde okudu
·
2019 12. kitabı
Cahit Kayra
9.1/10 · 33 okunma