Salkım Hanımın TaneleriYılmaz Karakoyunlu

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.842
Gösterim
Adı:
Salkım Hanımın Taneleri
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
211
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051118888
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
İkinci Dünya Savaşının buhranlı günlerini yaşayan İstanbul ve yerlerini Anadoludan gelenlere bırakan İstanbul zenginleri... Bu çalkantılı süreçte, Salkım Hanımın taneleri gibi dağılan aile ilişkileri... Varlık Vergisinin ağır yükünü sırtlayıp Haydarpaşa Garından Aşkaleye sürüklenen Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Türkler... Sürgün dönüşünde, Haydarpaşa İskelesinde, vapur bileti alabilmek için bir simitçi çocuktan borç para istemek zorunda kalan İbrahim Fuad Beylerin dramı... Bu kitapta, Türkiyenin bunalımlı bir dönemini, kimi zaman öfkelenerek, çoğu zaman da derin bir hüzne gömülerek okuyacaksınız.
Salkım Hanımın Taneleri, 2.Dünya Savaşı yıllarındaki Türkiye'deki durumu, Varlık Vergisi karne düzenini ve bazı siyasi durumları anlatıyor... Sabit Bey ve Salkım Hanım, çocukları Halit Bey, Nefise, Gani Bey, Lui, Nora, kasabadan şehre gelip karısından ayrılan Durmuş, Durmuş'un karısı Nimet, evlenecek kızı Nahide, İclal Hanım, Recai Bey, Bekir, Destegül, Üzeyir, kafileler, milletvekilleri, belediye başkanları... Daha ismini sayamadığım insanlar... Hepsinin birbiriyle kesişen hayatları ve o hayatın getirdikleriyle imtihanları... Okumanızı öneririm... Lüks yaşanan hayatlar hiç göründüğü gibi değilmiş, şöhret aslında iyi bir şey değildir...
#KitapYorumu
#SalkımHanımınTaneleri

Anadolu'dan İstanbul'a göç eden Durmuş,ailesiyle birlikte asker arkadaşı Bekir'in yanına geçici olarak yerleşir.Zamanla Bekir'in çevresiyle ilgili bilgiye sahip olan Durmuş,Bekir'in patronunun servetine ve karısına göz koyar.Tabi o zamanlar da bir de Varlık Vergisi çıkar ve vergi nedeniyle zor günler yaşayanların sıkıntılarını,vergiyi ödeyemeyenlerin Aşkale'ye sürgüne gönderilmelerini anlatıyor.Ama ben beğenmedim kitabı.İsmiyle bence çok alakasız.Çok ağır ilerliyor kitap.Ahlaki unsurlar ve siyaset ön planda.Gerisi de sizin okumanıza kalmış.
Eskişehir sokaklarında çok geç keşfettiğim bir sahafın raflarında rastladım Salkım Hanımın Taneleri’ne. Filminin aldığı ödüllerden dolayı kitabın ismine kulak aşinalığım vardı, merak edip aldım. Kalın kapaklı mavi bir kitap... Okumak bugünlere kısmetmiş.


Salkım Hanım’ın Taneleri... Kitabı okuduktan sonra bu kadar güzel bir kitap ismi ancak böyle vasat bir öyküyle hiç edilebilirdi dedim. Kalabalık karakter kadrosu ve kopuk kopuk bir sürü olaylar zinciri. Yazarın büyük ihtimalle ‘’burayı da okur hayal gücüyle tamamlasın’’ dediği bu olaylar biraz daha ayrıntılı anlatılsa kitap en fazla elli sayfa daha uzar ama daha sağlam bir kurguya sahip olurdu. Tabi filmini izledikten sonra kitaba haksızlık etmemek gerektiğine karar verdim. Çünkü senaryo çoğunlukla kitaba sadık kalmamış, seyircinin ilgisini çeksin diye işin içine biraz entrika katılmış, oyuncuların konuşturulmaları beklediğim gibi olmamıştı.


Karakter kadrosu hayli kalabalık olan ve birbiri ile bağlantılı birçok olayın yer aldığı bir kitap. Karakterlerin yolları bir şekilde birbirleriyle keşisiyor, bir olayın kitabın ilerleyen bölümlerindeki başka bir olayla mutlaka bir alakası bulunuyor.


Kitapta Varlık Vergisi yıllarının İstanbul’u anlatılıyor.


Varlık Vergisi ne peki? Varlık Vergisi İkinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllarda karaborsacılığı önlemek amacıyla savaş tedbiri olarak getirilmiş bir vergi. Görünüşte tüm halkı kapsıyor ama aslında İstanbul’daki gayrimüslim halka daha ağır yaptırımları olacak şekilde uygulanıyor. Verginin mimarı dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu. Vergi ile amaçlanan savaş şartlarında devlet gelirlerin ek kaynak sağlamak. Bu kısım kitapta şöyle ifade ediliyor:


Başvekil, İstanbul'dan on beş günde üç yüz milyon lira istiyordu. Cumhuriyet'in on yılda topladığı verginin yarısını on beş günde almayı kafasına koymuştu. (#33113800)


Vergi tahakkuk ettirilmeden önce birtakım cetveller hazırlanıyor, bu cetvellerde mükellefler belli harflerle ifade ediliyor; Müslimler M, Gayrimüslimler G, Dönmeler D, Ecnebiler E harfiyle gösteriliyor. Vergi Kanununun ise ne itirazı ne de temyizi var. Kimin ne kadar vergi vereceğini belirleyen Servet Tespit Komisyonları var ve mükelleflerin akıbeti bu komisyonların elinde. Hatta bununla ilgili olarak kitapta şöyle bir kısım yer alıyor:


Kırk yıllık maliye profesörü İbrahim Fazıl Bey hayretler içindeydi. Nasıl olur da, itirazı, temyizi olmayan bir vergi salınırdı. Beyanı olmayan bir serveti üç beş devşirme komisyon azasının keyfine bırakmak, sonra hasetlerin, tamahların hesabına devleti alet etmek Cumhuriyet'e yakışır mıydı?(#33113930)


Vergi Komisyonları’nın vatandaşlara tahakkuk ettirdikleri vergilerin açıklanmasının ardından gayrimüslimler kendilerine yüklenen bu ağır vergileri ödeyemedikleri için ellerindeki malları yok pahasına satmaya başladılar. Böylelikle hem İstanbul’daki malvarlıkları el değiştirmeye başladı hem de ekonomik sınıflar arasında bir değişiklik meydana geldi. Yok pahasına satılan bu malları alan kişiler İstanbul’un yeni zengin kesimi oldu.


Ancak satılan mallar birçok mükellefin vergi borcunu ödemeye yetmedi. Borcunu ödeyemeyenler Erzurum Aşkale’ye sürgün edilerek burda çeşitli işlerde çalıştılar. Kitapta anlatıldığına göre buraya gelen Kafiledeki herkese iki lira yevmiye ödeniyor, bunun bir lirası Varlık Vergisi borcuna mahsup ediliyordu. Bu hesaba göre sürgün edilenlerin vergi borcunu ödeyecekleri süre yüzyıllara denk geliyordu.


Kitabın bir bölümü Varlık Vergisi’nin bu sürecinden ve vergisini ödeyemeyen gayrimüslimlerin sürgündeki yaşamından bahsederken bir bölümü de kırsal kesimden İstanbul’a gelerek zamanla ticarete atılmış ve gayrimüslimlerin yok pahasına sattıkları malları alarak İstanbul’un zenginleri arasına karışmış kişilerden bahsediyor.


Peki ya kitabın adı nerden geliyor. Salkım Hanım, kitabın ana karakteri diyebileceğimiz Halit Bey’in annesi. Kitapta isminin geçtiği sayfa sayısı ya bir ya da iki. Salkım Hanım’ın salkım seklinde değerli taşlardan(tanelerden) oluşan bir kolyesi var, eşi Sabit Paşa’nın hediyesi. Bu kolye Salkım Hanım’dan gelini Nora’ya geçiyor. Ve bu kolye roman boyunca birkaç kez karşımıza çıkıyor. Olaylar içerisinde bu kolyeye türlü türlü anlamlar atfediliyor, okuyucuya gizemli bir halde yansıtılıyor. Son olarak da kitabın final sahnesinde karşımıza çıkıyor.


Film hakkında da birkaç şey söyleyecek olursak birincisi karakterlerin konuşturmaları hiç iyi yapılmamış, yabancı olan insanların en azından aksanlı konuşturulması gerekirdi, böylece izleyenler onların gayrimüslim olduğunu anlayacak ve kitabın vermek istediği mesaj filme de yansıyacaktı. İkincisi kitapta yer alan bazı çarpıcı kısımlar filmde hiç gösterilmemiş, oysa okurken dahi insan bu kısım filminde nasıl canlandırıldı acaba diye düşünüyor.


Bütün bunlara rağmen kitabın da filmin de onlarca ödül almış olması düşündürücü tabi :))
Insanin kaderini, ciz diye kendisine verseler, inan ki, yasadiginin disinda birsey cizemez. Bizim kaderimiz zaten bizim elimizde buyumus. Onu emzirdigin evlât gibi bağrına basacaksin.

Ben Oteki yayinevine ait sert kapakli kitabi okudum. Kitap kapagiyla cok ilgi cekicidir ancak icerigiyle bekledigim performansi vermedi. Filmini izlemistim uzun yillar once kitap ile film ise bence tamamen birbirinden ilgisiz..
Türkiye Cumhuriyeti Saroçoğolu Döneminde,Varlık Vergisi kanunun vatandaş üzerindeki olumlu olumsuz etkilerini görüyoruz.Haklı haksız kazanımlar ve kayıplar var.
İlk kez okuduğum Yılmaz Karakoyunlu kitabında her paragrafta farklı karakterleri,olayları yazmış olmasından ötürü takip etmek başlarda zor gelmiş olsa da bir anda kendini kitaba kaptırıyorsun.
"Fazilet, bir feyiz gibi içimizde varsa, düşman için bile duyulacak hüznümüz olur." Sürgünler, azınlıklar, dağılan aileler, ruh halleri...İkinci Dünya Savaşı'nın Türkiye'sinde yaşanan acıları anlatan, derinden etkileneceğiniz bir roman...
Okunur, sevilir.
Salkım Hanımın Taneleri kesit kesit bir dönemin Türkiye'sine ait bir kitap.Bu kitabın bir filminin yapıldığını söyleyeyim öncelikle... Bunun ışında kitabın gidişatı konular anlatılmak istenenler zaten film tadında etkileyici yanları var elbette ama bazı kısımların daha farklı bitmesini beklemiştim genel anlamda iyi bir kitap. İyi okumlar.
Yılmaz Karakoyunlu'nun okuduğum ilk kitabı. Cumhuriyet Tarihimizin ilk dönemlerinden tarih sayfamıza düşülen önemli bir not.
Tarihimizin, o dönemini, dramatik bir hava yükleyerek romanlaştırmış Karakoyunlu. Ancak çok kısa parağralarla, hemen her parağraf ile yeni bir sayfaya giriş yapılmış ve bu sayfalarda anlatımları o kadar çok isme boğmuş ki zaman zaman zorlanıyorsunuz okurken.
Bir dönemi açıklık getirmesi bakımdan önemli görüyorum. Tabi ki tarihsel ve siyasal gerçeklik boyutununu incelemek kaydıyla.
En azından tarihimizin böyle bir sayfası olduğu, bugünlere ışık tutabilir fikriyatı ile okunmalıdır.
Objektifliğin zerrecesi bulunmayan; varlık vergisinin neden alındığını, savaş yıllarının olağanüstü ve zorlu koşullarını hesaba katmadan yazılmış; yalnızca dönemin siyasilerine ve taşradan gelmiş eğitimsiz Türk insanına kin kusan bir kurgu. Edebi açıdan değerlendirildiğindeyse tam bir hayalkırıklığı...
Olay örgüsü denen şey kitapta yok, kitap sanki film senaryosu yazar gibi sahne sahne yazılmış hissi uyandırıyor. Üstüne bir de her cümle gereksiz betimlemelerle doldurulmuş ve doğal olarak ortaya anlamlı olmaktan çok uzak bir metin çıkmış. Kişiler salt iyi ve salt kötü diye ayrılmış ki bu da karakterlerin gerçek hayattan ne kadar kopuk olduğunu bir çırpıda okuyucuya hissettiriyor.
Kitabı okuma sebebim ise, kitabın 'Varlık Vergisi' üzerine yazılmış kutsal bir metin gibi sunulmuş olmasıydı. Sunulanı vermemekle birlikte kitapta yerel olan her unsura büyük de bir nefret var. Ayrıca yazarın Şükrü Saraçoğlu, Fuat Ağralı ve diğer Varlık Vergisi müfettişleri için kullandığı hakarete varan ve bir yazardan kesinlikle beklenmeyecek olan ifadeleri çok can sıkıcıydı. Nesnellikten uzak, oldukça taraflı yazılmış bu kitap zaten sıklıkla Varlık Vergisi ve Cumhuriyetin erken dönem kadrolarını haksız ve yanlış göstermek isteyen güruhlar tarafından da ısrarla pohpohlanmış, hatta kitap Yunus Nadi Roman ödülüne layık görülmüş.
Zaman kaybı olmakla birlikte kesinlikle kötü niyetle yazılmış bir kitap.
Y. Karakoyunlu okurken zorlanıyorum. Çok karmaşık hale getirilmiş ve abartlılı şekilde tasvir edilmiş ruh halleri var. Bazen 2 kere okuyorum cümleyi ya da paragrafı.Üstelik çok sık atlıyor karakterden karaktere. Yine de hikaye güzeldi ve etkileyiciydi.
" Unutma ! Kurtlar, kuzunun bol olduğu yeri değil, sahipsiz kaldığı yeri severler... "
Yılmaz Karakoyunlu
Sayfa 184 - Öteki Yayınevi
"Baba, bütün haklarını helal et!"
"Sen de Ali. Unutma, işinde usta olmak istiyorsan kâhinlere değil; kendine güveneceksin."
Yılmaz Karakoyunlu
Sayfa 191 - Öteki Yayınevi
"İnsanın evi barkı olmalı. Hatta, işinden gücünden önce, evi barkı olmalı. Adamın kendine güvenmesi yetmez; güveneceği kimsesi de olmalı."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Salkım Hanımın Taneleri
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
211
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051118888
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
İkinci Dünya Savaşının buhranlı günlerini yaşayan İstanbul ve yerlerini Anadoludan gelenlere bırakan İstanbul zenginleri... Bu çalkantılı süreçte, Salkım Hanımın taneleri gibi dağılan aile ilişkileri... Varlık Vergisinin ağır yükünü sırtlayıp Haydarpaşa Garından Aşkaleye sürüklenen Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Türkler... Sürgün dönüşünde, Haydarpaşa İskelesinde, vapur bileti alabilmek için bir simitçi çocuktan borç para istemek zorunda kalan İbrahim Fuad Beylerin dramı... Bu kitapta, Türkiyenin bunalımlı bir dönemini, kimi zaman öfkelenerek, çoğu zaman da derin bir hüzne gömülerek okuyacaksınız.

Kitabı okuyanlar 172 okur

  • Aylin Şen
  • Kemal EFE
  • Yasemin D.
  • Sıla
  • Elif Ergindemir
  • •••MERVE•••
  • Merve Aydınay
  • Derya
  • Cuma PAK
  • pina

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%0.9
18-24 Yaş
%13.8
25-34 Yaş
%32.1
35-44 Yaş
%20.2
45-54 Yaş
%18.3
55-64 Yaş
%6.4
65+ Yaş
%4.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.7
Erkek
%25.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.5 (3)
9
%5 (2)
8
%15 (6)
7
%27.5 (11)
6
%12.5 (5)
5
%20 (8)
4
%2.5 (1)
3
%2.5 (1)
2
%2.5 (1)
1
%5 (2)