Salkım Hanımın Taneleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.060
Gösterim
Adı:
Salkım Hanımın Taneleri
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
211
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051118888
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Salkım Hanımın Taneleri
Salkım Hanımın Taneleri
İkinci Dünya Savaşının buhranlı günlerini yaşayan İstanbul ve yerlerini Anadoludan gelenlere bırakan İstanbul zenginleri... Bu çalkantılı süreçte, Salkım Hanımın taneleri gibi dağılan aile ilişkileri... Varlık Vergisinin ağır yükünü sırtlayıp Haydarpaşa Garından Aşkaleye sürüklenen Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Türkler... Sürgün dönüşünde, Haydarpaşa İskelesinde, vapur bileti alabilmek için bir simitçi çocuktan borç para istemek zorunda kalan İbrahim Fuad Beylerin dramı... Bu kitapta, Türkiyenin bunalımlı bir dönemini, kimi zaman öfkelenerek, çoğu zaman da derin bir hüzne gömülerek okuyacaksınız.
211 syf.
·7 günde
Eskişehir sokaklarında çok geç keşfettiğim bir sahafın raflarında rastladım Salkım Hanımın Taneleri’ne. Filminin aldığı ödüllerden dolayı kitabın ismine kulak aşinalığım vardı, merak edip aldım. Kalın kapaklı mavi bir kitap... Okumak bugünlere kısmetmiş.


Salkım Hanım’ın Taneleri... Kitabı okuduktan sonra bu kadar güzel bir kitap ismi ancak böyle vasat bir öyküyle hiç edilebilirdi dedim. Kalabalık karakter kadrosu ve kopuk kopuk bir sürü olaylar zinciri. Yazarın büyük ihtimalle ‘’burayı da okur hayal gücüyle tamamlasın’’ dediği bu olaylar biraz daha ayrıntılı anlatılsa kitap en fazla elli sayfa daha uzar ama daha sağlam bir kurguya sahip olurdu. Tabi filmini izledikten sonra kitaba haksızlık etmemek gerektiğine karar verdim. Çünkü senaryo çoğunlukla kitaba sadık kalmamış, seyircinin ilgisini çeksin diye işin içine biraz entrika katılmış, oyuncuların konuşturulmaları beklediğim gibi olmamıştı.


Karakter kadrosu hayli kalabalık olan ve birbiri ile bağlantılı birçok olayın yer aldığı bir kitap. Karakterlerin yolları bir şekilde birbirleriyle keşisiyor, bir olayın kitabın ilerleyen bölümlerindeki başka bir olayla mutlaka bir alakası bulunuyor.


Kitapta Varlık Vergisi yıllarının İstanbul’u anlatılıyor.


Varlık Vergisi ne peki? Varlık Vergisi İkinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllarda karaborsacılığı önlemek amacıyla savaş tedbiri olarak getirilmiş bir vergi. Görünüşte tüm halkı kapsıyor ama aslında İstanbul’daki gayrimüslim halka daha ağır yaptırımları olacak şekilde uygulanıyor. Verginin mimarı dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu. Vergi ile amaçlanan savaş şartlarında devlet gelirlerin ek kaynak sağlamak. Bu kısım kitapta şöyle ifade ediliyor:


Başvekil, İstanbul'dan on beş günde üç yüz milyon lira istiyordu. Cumhuriyet'in on yılda topladığı verginin yarısını on beş günde almayı kafasına koymuştu. (#33113800)


Vergi tahakkuk ettirilmeden önce birtakım cetveller hazırlanıyor, bu cetvellerde mükellefler belli harflerle ifade ediliyor; Müslimler M, Gayrimüslimler G, Dönmeler D, Ecnebiler E harfiyle gösteriliyor. Vergi Kanununun ise ne itirazı ne de temyizi var. Kimin ne kadar vergi vereceğini belirleyen Servet Tespit Komisyonları var ve mükelleflerin akıbeti bu komisyonların elinde. Hatta bununla ilgili olarak kitapta şöyle bir kısım yer alıyor:


Kırk yıllık maliye profesörü İbrahim Fazıl Bey hayretler içindeydi. Nasıl olur da, itirazı, temyizi olmayan bir vergi salınırdı. Beyanı olmayan bir serveti üç beş devşirme komisyon azasının keyfine bırakmak, sonra hasetlerin, tamahların hesabına devleti alet etmek Cumhuriyet'e yakışır mıydı?(#33113930)


Vergi Komisyonları’nın vatandaşlara tahakkuk ettirdikleri vergilerin açıklanmasının ardından gayrimüslimler kendilerine yüklenen bu ağır vergileri ödeyemedikleri için ellerindeki malları yok pahasına satmaya başladılar. Böylelikle hem İstanbul’daki malvarlıkları el değiştirmeye başladı hem de ekonomik sınıflar arasında bir değişiklik meydana geldi. Yok pahasına satılan bu malları alan kişiler İstanbul’un yeni zengin kesimi oldu.


Ancak satılan mallar birçok mükellefin vergi borcunu ödemeye yetmedi. Borcunu ödeyemeyenler Erzurum Aşkale’ye sürgün edilerek burda çeşitli işlerde çalıştılar. Kitapta anlatıldığına göre buraya gelen Kafiledeki herkese iki lira yevmiye ödeniyor, bunun bir lirası Varlık Vergisi borcuna mahsup ediliyordu. Bu hesaba göre sürgün edilenlerin vergi borcunu ödeyecekleri süre yüzyıllara denk geliyordu.


Kitabın bir bölümü Varlık Vergisi’nin bu sürecinden ve vergisini ödeyemeyen gayrimüslimlerin sürgündeki yaşamından bahsederken bir bölümü de kırsal kesimden İstanbul’a gelerek zamanla ticarete atılmış ve gayrimüslimlerin yok pahasına sattıkları malları alarak İstanbul’un zenginleri arasına karışmış kişilerden bahsediyor.


Peki ya kitabın adı nerden geliyor. Salkım Hanım, kitabın ana karakteri diyebileceğimiz Halit Bey’in annesi. Kitapta isminin geçtiği sayfa sayısı ya bir ya da iki. Salkım Hanım’ın salkım seklinde değerli taşlardan(tanelerden) oluşan bir kolyesi var, eşi Sabit Paşa’nın hediyesi. Bu kolye Salkım Hanım’dan gelini Nora’ya geçiyor. Ve bu kolye roman boyunca birkaç kez karşımıza çıkıyor. Olaylar içerisinde bu kolyeye türlü türlü anlamlar atfediliyor, okuyucuya gizemli bir halde yansıtılıyor. Son olarak da kitabın final sahnesinde karşımıza çıkıyor.


Film hakkında da birkaç şey söyleyecek olursak birincisi karakterlerin konuşturmaları hiç iyi yapılmamış, yabancı olan insanların en azından aksanlı konuşturulması gerekirdi, böylece izleyenler onların gayrimüslim olduğunu anlayacak ve kitabın vermek istediği mesaj filme de yansıyacaktı. İkincisi kitapta yer alan bazı çarpıcı kısımlar filmde hiç gösterilmemiş, oysa okurken dahi insan bu kısım filminde nasıl canlandırıldı acaba diye düşünüyor.


Bütün bunlara rağmen kitabın da filmin de onlarca ödül almış olması düşündürücü tabi :))
211 syf.
·Puan vermedi
‘’Adalet, vergiyi az ya da çok almak değildir, insana bütün haklarını teslim etmek sanatıdır.’’
Kitap da oldukça dikkatimi çeken bir sözdü. Kitap İkinci Dünya Savaşı döneminde alınan Varlık Vergisinin alındığı dönemden getirdiklerini ve götürdüklerinden bahsediyor. İstanbul’a göç eden ailelerin yaşamlarından başlayarak zamanın İstanbul beyefendilerinin yaşamlarına da değiniyor. İkinci Dünya Savaşı sıralarında Türkiye her ne kadar savaşa girmemiş dahi olsa da büyük ölçüde savaşın sonuçlarından etkileniyor. Dönemin cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü her ihtimale karşı koruma amaçlı sınırda bir milyon asker bekletme gibi bir önleme gidiyor. Bu da ülkede azalan iş gücünün yanında bu askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak gibi bir zorluğun yaşanılmasına sebep oluyor. Tabi bu müthiş ihtiyaç sahibi bir dönemde fırsatçılık da alıp başını gitmiş oluyor. Ayrıca bu sıralarda Türkiye’nin savaşa katılmamış olması da savaştan kaçmak isteyenler için bir göç alternatifi doğuruyor. Ülkede karaborsacılık artıyor, büyük ölçüde zeytinyağı stoğu bulunmasına karşın zeytinyağının kilosu çok yüksek fiyatlarda ancak bulunuyor. Dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu da ekonomiyi rahatlatmak adına böyle bir vergiye gidiyor. Kitap da bu konuyu ve zamanın yoksul kesimini, üst kesimini salkım hanımın taneleri adlı kolye üzerinden güç ve serveti konu alıyor. Kitap 1999 yılında filme de çekilmiş, bir çok ödül almış ve bu sayede varlık vergisi tekrardan gündeme gelmiş. O dönemde çiftçilerden de alınmış bir vergi de bulunuyor Toprak Mahsulleri Vergisi. Bu vergi Yokluk vergisi olarak da anılmakta çünkü zaten ekonomik olarak güçsüz bir durumda olan çiftçiden itiraz yolu olmadan vergi alınıyor bunun çok gündeme gelmemesinin yanında Varlık Vergisi facia olarak anılmış, bir çok yazar tarafından hatta yurtdışından da eleştiriler almış. Kitabı bir kenara koyarak filmin yalnızca yahudilerin üzerinden alınıyormuş ve yalnızca onlar acı çekmiş, kaybedenler yalnızca onlarmış gibi gösterilmesi bana biraz tuhaf geldi açıkçası. Ne kadar yerinde olduğunu elbette ki bilemeyiz fakat o dönem bir çok ülkede İsviçre başta olmak üzere Bulgaristan ve Yunanistan’ da da Servet Vergisi alındığını belirtmek isterim. Hikaye güzel fakat anlatım oldukça dağınık. Olay geçişleri yapılırken bağlantı sağlanmamış o yüzden ‘’ kimden bahsediyor şuan? ‘’ ‘’neredeyiz?’’ gibi sorular sormanız doğal olacaktır. Okuyacak olan herkese önce o dönemi araştırmalarını ve Varlık Vergisi kanunun şartlarını okumalarını tavsiye ederim.
215 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Salkım Hanımın Taneleri, 2.Dünya Savaşı yıllarındaki Türkiye'deki durumu, Varlık Vergisi karne düzenini ve bazı siyasi durumları anlatıyor... Sabit Bey ve Salkım Hanım, çocukları Halit Bey, Nefise, Gani Bey, Lui, Nora, kasabadan şehre gelip karısından ayrılan Durmuş, Durmuş'un karısı Nimet, evlenecek kızı Nahide, İclal Hanım, Recai Bey, Bekir, Destegül, Üzeyir, kafileler, milletvekilleri, belediye başkanları... Daha ismini sayamadığım insanlar... Hepsinin birbiriyle kesişen hayatları ve o hayatın getirdikleriyle imtihanları... Okumanızı öneririm... Lüks yaşanan hayatlar hiç göründüğü gibi değilmiş, şöhret aslında iyi bir şey değildir...
211 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
#KitapYorumu
#SalkımHanımınTaneleri

Anadolu'dan İstanbul'a göç eden Durmuş,ailesiyle birlikte asker arkadaşı Bekir'in yanına geçici olarak yerleşir.Zamanla Bekir'in çevresiyle ilgili bilgiye sahip olan Durmuş,Bekir'in patronunun servetine ve karısına göz koyar.Tabi o zamanlar da bir de Varlık Vergisi çıkar ve vergi nedeniyle zor günler yaşayanların sıkıntılarını,vergiyi ödeyemeyenlerin Aşkale'ye sürgüne gönderilmelerini anlatıyor.Ama ben beğenmedim kitabı.İsmiyle bence çok alakasız.Çok ağır ilerliyor kitap.Ahlaki unsurlar ve siyaset ön planda.Gerisi de sizin okumanıza kalmış.
211 syf.
·3 günde·8/10
Türkiye Cumhuriyeti Saroçoğolu Döneminde,Varlık Vergisi kanunun vatandaş üzerindeki olumlu olumsuz etkilerini görüyoruz.Haklı haksız kazanımlar ve kayıplar var.
İlk kez okuduğum Yılmaz Karakoyunlu kitabında her paragrafta farklı karakterleri,olayları yazmış olmasından ötürü takip etmek başlarda zor gelmiş olsa da bir anda kendini kitaba kaptırıyorsun.
211 syf.
·Puan vermedi
"Fazilet, bir feyiz gibi içimizde varsa, düşman için bile duyulacak hüznümüz olur." Sürgünler, azınlıklar, dağılan aileler, ruh halleri...İkinci Dünya Savaşı'nın Türkiye'sinde yaşanan acıları anlatan, derinden etkileneceğiniz bir roman...
Okunur, sevilir.
211 syf.
·Puan vermedi
Cumhuriyet dönemi varlık vergisini etkilerini anlatan bir kitap gibi görünse de sosyal sınıfların yer değiştirmesi cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana gelişen toplumsal olayları anlamak için iyi bir seçim olabilir. Osmanlı son dönemlerinden günümüze kadar birtakım sosyolojik değişiklikleri anlamak için fikir vereceğini düşünmekteyim.
211 syf.
·35 günde·7/10
Salkım Hanımın Taneleri kesit kesit bir dönemin Türkiye'sine ait bir kitap.Bu kitabın bir filminin yapıldığını söyleyeyim öncelikle... Bunun ışında kitabın gidişatı konular anlatılmak istenenler zaten film tadında etkileyici yanları var elbette ama bazı kısımların daha farklı bitmesini beklemiştim genel anlamda iyi bir kitap. İyi okumlar.
211 syf.
·4/10
SALKIM HANIMIN TANELERI
Filmini izlemiş olduğum ,bu romanı biraz vasat buldum.Sanki öylesine yazılmış da sonradan hiç incelenmeden basima verilmiş gibi.Konu pat diye kesilip başka konuya geçişler var.O an kopuyorsun zaten kitap tan. Edebî değer olarak hiç beğenmedim diyebilirim.Bana neler kattı, şimdi bundan bahsedeyim .Türkiye nin tarihsel ayıbını yaşadım her satırda buyrunuz bir makale ile sizinle paylasiyim.
"Varlık Vergisi kanun gömleği giydirilmiş zulmün adıdır. İkinci Savaş yıllarında gayrimüslim vatandaşları ödeyemeyeceği derecede borçlandırıp, onların her şeylerine el konularak tüketilmelerine ve yaşamlarını devam ettiremeyecek duruma düşürerek, bu coğrafyadan ayrılmalarına/kovulmalarına yönelik siyasetin aracıdır. Hacizlerde bütün eşyalar yağma ve müsadere edildikten sonra kira devir haklarının dahi hacze konu olması gayrimüslimlere hiçbir şekilde yaşama hakkı tanınmamasının göstergesidir. Varlık Vergisi özel bir operasyondur. Operasyon devlet, basın (i), özel sektör ve halk işbirliğinin mükemmel örneğidir.
Varlık Vergisi siyasî bir karardır ve amacı gayrimüslimlerin birikimlerine el konulması, sermayenin el değiştirmesi ve müsaderesinin çok ötesindedir. Bu yasayla gayrimüslimlerin her şeyleri müsadere edilerek ekonomik ve kültürel jenosidi amaçlanmıştır. Sermaye transferi, siyasî kararın sonuçlarından sadece biridir. Azınlıkların belleğinde Saraçoğlu’nun “haraçoğlu” olarak hatırlanması nedensiz değildir. Varlık Vergisi Kanunu’nun bu temel özelliği, dönemin gazetelerinde yer alan bazı mezat ilânlarıyla belgelenmiştir."
Romanımız o dönem yaşananları anlatır.
Kahramanlar belli belirsiz tasvir edilmiş. Kitabın en güzel cümlesi ismi bence.Birde size minik bir alıntı bırakmak isterim .Beni çok etkileyen."Düşünsene Cahit! Adamın bütün varlığını elinden almıştık. Üryan bir ölü kadar yoksuldu artık...Gözyaşları içinde kıvranan karısına, "Sadece madam,şiir defterim nerede ,bari onu bana bıraksınlar " diye ağlıyordu. "
211 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Kitap bir yandan Varlık Vergisi’nin bir yerle bir ettiği hayatları anlatırken diğer yandan da, faşist, şoven ve tabi hukuksuz bir anlayışla salınan vergileri ödemek için yok fiyatına satılmak zorunda kalınan mallardan dolayı, hak etmediği servetlere kavuşan ve bunu hazmedilemediğinden yuvası dağılan, huzuru kaçan, sonradan görme insanları anlatıyor.
Tabi bir ülkede kuvvetler ayrılığı ilkesi işlemiyor, iktidara gelen kişi bir anada liderlikten adeta tiranlığa, tanrılığa terfi ediyor, denetlenemez bir güç haline dönüşüyorsa, bu gibi hadiseler de sürekli tekrarlanıyor maalesef.
Kitabın Varlık Vergisinin sonuçlarını çok güzel anlattığı söylenebilir fakat ancak eşkıyalıkta görülebilecek bu uygulamanın detaylarını tam olarak anlatmakta yetersizdir.
Ayrıca gayri Müslimleri vuran bu uygulama, devletin kurucu unsuru olan Müslüman-Türkleri de “Aşar Vergisi” ve benzeri insafsız vergilerle yüzlerce yıldır inim inim inletmekte, “askerlik” adı altında gidenin gelmediği seferlere, harplere göndermektedir.
Anadolu köylüsü, bunu şu dizelerle öyle güzel anlatmıştır ki, burada söz konusu Osmanlı olsa da, Cumhuriyet dönemi de köylüye, fakir halka karşı Osmanlıya rahmet okutacak kadar insafızdır.
Şalvarı şaltak Osmanlı
Eğeri kaltak Osmanlı
Ekende yok biçende yok
Yiyende ortak Osmanlı
Kitapta, geçişler, çok özensiz ve anlaşılmaz, bazı karakterlerin öncesi ve sonrası olmasa da, benzer uygulamaların milyonları perişan ettiği, intiharların yaşandığı, yuvaların dağıldığı günümüzde, denetlenemeyen tek adamların ne acılara, yıkımlara sebep olabileceğini göstermesi bakımından eserin okumaya değer olduğunu düşünüyorum.
211 syf.
·7/10
Yılmaz Karakoyunlu'nun okuduğum ilk kitabı. Cumhuriyet Tarihimizin ilk dönemlerinden tarih sayfamıza düşülen önemli bir not.
Tarihimizin, o dönemini, dramatik bir hava yükleyerek romanlaştırmış Karakoyunlu. Ancak çok kısa parağralarla, hemen her parağraf ile yeni bir sayfaya giriş yapılmış ve bu sayfalarda anlatımları o kadar çok isme boğmuş ki zaman zaman zorlanıyorsunuz okurken.
Bir dönemi açıklık getirmesi bakımdan önemli görüyorum. Tabi ki tarihsel ve siyasal gerçeklik boyutununu incelemek kaydıyla.
En azından tarihimizin böyle bir sayfası olduğu, bugünlere ışık tutabilir fikriyatı ile okunmalıdır.
" Unutma ! Kurtlar, kuzunun bol olduğu yeri değil, sahipsiz kaldığı yeri severler... "
Yılmaz Karakoyunlu
Sayfa 184 - Öteki Yayınevi
"Baba, bütün haklarını helal et!"
"Sen de Ali. Unutma, işinde usta olmak istiyorsan kâhinlere değil; kendine güveneceksin."
Yılmaz Karakoyunlu
Sayfa 191 - Öteki Yayınevi
"İnsanın evi barkı olmalı. Hatta, işinden gücünden önce, evi barkı olmalı. Adamın kendine güvenmesi yetmez; güveneceği kimsesi de olmalı."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Salkım Hanımın Taneleri
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
211
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051118888
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Salkım Hanımın Taneleri
Salkım Hanımın Taneleri
İkinci Dünya Savaşının buhranlı günlerini yaşayan İstanbul ve yerlerini Anadoludan gelenlere bırakan İstanbul zenginleri... Bu çalkantılı süreçte, Salkım Hanımın taneleri gibi dağılan aile ilişkileri... Varlık Vergisinin ağır yükünü sırtlayıp Haydarpaşa Garından Aşkaleye sürüklenen Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Türkler... Sürgün dönüşünde, Haydarpaşa İskelesinde, vapur bileti alabilmek için bir simitçi çocuktan borç para istemek zorunda kalan İbrahim Fuad Beylerin dramı... Bu kitapta, Türkiyenin bunalımlı bir dönemini, kimi zaman öfkelenerek, çoğu zaman da derin bir hüzne gömülerek okuyacaksınız.

Kitabı okuyanlar 235 okur

  • Yusuf Çelik
  • cemalbay
  • Eylül Uğur
  • Ulya
  • BURHAN KEBABCI
  • Adasels
  • İrem
  • Halil Korkmaz
  • ŞÂiRÂNE
  • KübraZG

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%0.9
18-24 Yaş
%13.8
25-34 Yaş
%32.1
35-44 Yaş
%20.2
45-54 Yaş
%18.3
55-64 Yaş
%6.4
65+ Yaş
%4.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.7
Erkek
%25.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.9 (6)
9
%7.3 (4)
8
%14.5 (8)
7
%29.1 (16)
6
%10.9 (6)
5
%14.5 (8)
4
%3.6 (2)
3
%1.8 (1)
2
%1.8 (1)
1
%3.6 (2)