"Bilirsin, bir kız iyi bir ere düştüğü zaman daha da güzelleşir, gözleri yaldır yaldır parlar, gül gibi olur. Ama kötü birine düşerse solar gider, çöp gibi kalır."
Bir kitabı okurken o kadar sıkıldım ki, o kadar bunaltti ki beni anlatamam. Kitabı kac kez bırakmak istedim. Ama ya sabır dedim devam ettim.
Yazarın okuduğum ikinci ve son kitabı. "Simyacı" kitabı da herkesin methiyeler dizmesine karşın beni içine çekemeyen ve benim begenmedigim bir kitapti.
Veronika ölmek istiyor kitabı da aynı şekilde koskocaman bir hayal kırıklığı. Ilk defa bir kitap bitti diye sevindim.
Kitabı beğenenler muhakkak olacaktır. Ki olmuş da. Ama şöyle bir durum da var maalesef. Misal, Cem Yılmaz konuştu mu hemen herkes güler komik bir şeyler söyleyip soylemedigine bakılmaksızın hem de. Çünkü Cem Yılmaz çok büyük bir şovmen, Türkiyenin en büyük komedyeni algisi vardır. Sanırım Coelho için de aynı şey söylenebilir. Simyacı eseriyle mükemmel, başucu, harikulade bir eser yorumlarini her yerde görmek mümkün. bu yüzden de Coelho için de abartılı denecek kadar ovguler yazıldı. benim fikrimce kesinlikle ama kesinlikle hak etmiyor. Ki 3 Cengiz Aytmatov kitabını ardı ardına okuduktan sonra bunu gönül rahatligiyla söyleyebilirim.
Zaten kitabın arka kapağında Abd gazetelerinde yayımlanan reklam kokan yazılar varsa o kitap bana hiç mi hiç ilgi çekici gelmemiştir.
Kitabı anlatmaya gerek görmüyorum. Görüyorsunuz anlatmaya gerek yok :))
Sonuç olarak bugünkü yemekten hiç bir tat alamadım. Fakat Bir başkası bu yemegi lezzetli bulabilir. Bana afiyet olmadı ama size afiyet olmasi dileğiyle : ))
Babam Törekul Aytmatov
Bilmiyorum mezarın nerededir
Bunu sana sunuyorum
Anam Nahima Aytmatova
Biz dört kardeşi sen yetistirdin
Bunu sana sunuyorum.
Aytmatov'un hayat hikayesine bakilirsa " Toprak Ana" eserinin babası için yazıldığı, görülecektir. Aytmatov daha çocukken, babası ve beraberindeki 137 kişi Sovyet rejimi tarafından alınıp götürülür. Uzupuzun yıllar babasından ve bu 137 kişiden haber alınamaz. Daha sonra ogrenilen acı gerçek şudur ki babası ve bu 137 kişi toplu olarak öldürülür ve toplu olarak gömülür. Bu yüzden Aytmatov babası için bir mezar yaptıramaz, babasını toprakla bulusturamaz. Bunun verdiği acı bu kitabı yazdirmıştır. ( Aytmatov'un mezari da - ölmeden önce kendi isteğiyle- babasının katledildiği yerde bulunmaktadir.
Aytmatov, kalemi çok güçlü bir yazar. Mükemmel betimlemeler yapabilme yeteneğine sahip. Kitabı okurken kendinizi bir anda bir bozkirda, bir tarlada toprak işlerken, tarlada ektigini bicerken bulmanız mümkün.
Bir köyde böyle kendi halinde mutlu mesut yaşarken bir anda hayatınızın altüst olması, her şeyin darmadağın olması için tek bir kelime yeterlidir : Savaş çıktı.
Sahi neden savaş var ? Neden insanlar savaş sebebiyle ölmek zorunda? Neden analar dul
Ve evlatsiz kalmak zorunda ? Neden çiçeği burnunda gelinler dul kalmak zorunda ? Neden aydinliklar karanlığa gömülür ? Ve daha nice neden neden neden...
Ah kahrolası savaş ! Nice hayatları yarım bıraktın, nice hayalleri suya düşürdün. Kanlı ellerini, masum gencecik insanlarin boğazına dayadin. Ah kahrolası savaş ! Katil savaş.
Sözcükleri boğazlarda düğümleyen savaş. Hele eşi, oglu cephedeyken eve gelen o kara haberler, ölüm haberini getiren o kağıtlar... Yeri göğü inleten ağıtlar, kaybolup giden hayatlar...
..............
Herkesin dilinde barış. Ama ortada olan ise savaş.
"