Vildan

"Ben seni kötüleyemem hiç. Çiçekli bir yol vardı yürüdüm derim. Ayaklarıma dikenler battı ama her ormanda böyle şeyler olur derim."
Sayfa 125
Edebiyat
Reklam
Ne zaman gözlerinin içine baksam, biliyorum İkimizi de aşar, o kapının ardındaki masal Bende yüreğimin bu halinden korkar, kalırım Bir hız trenine bindirilmiş küçük bir çocuk gibi Geçip giden yüzlerine bakar kalırım
Sayfa 43 - Cezmi Ersöz
Edebiyat
Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm Yanmada derman buldu bu gönlüm
Sayfa 263 - Hacı Bayram Veli
Şiir
“Akif, altı, yedi Türkçe bilir: Tekke Türkçesi, medrese Türkçesi, Tanzimat Türkçesi, servet-i fünün Türkçesi, ev Türkçesi, sokak Türkçesi. Hâsılı Anadolu'nun en uzak yerindeki jargondan Beyoğlu'nun Dolapdere mahallesindeki argoya kadar bütün Türkçeleri bilir."
Sayfa 186 - Mithat Cemal Kuntay
Edebiyat
Niyazî-i Misri, Yunus Emre'nin anlamını herkesin merak ettiği çıktım erik dalına mısraıyla başlayan tuhaf şiirine, müritlerin isteği üzerine bir şerh yazmış ve anlamını kendince açık lamıştı. Fakat bu şerhini bir türlü neşredemiyordu. Acaba isabet etmiş miydi, yoksa etmemiş miydi? Şerhi ne kadar doğru idi? Bunun sekiz ay boyunca düşündüğünü ve bu perişanlıkla melul olduğu bir gece rüyasında Hz. Yunus Emre'yi gördüğünü büyük bir sevinçle anlatıyor. Yunus Emre yaptığa şerhi fevkalade beğenmiş idi, ama bir beytin şerhini değiştirmesini istemiş ve nasıl olacağını da ona söylemişti: "Bir gece rüyada Yunus Emre kuddise sırruhu'l-azîz Hazretlerini gördüm. Bu fakire büyük bir müjdeyle iltifat gösterip buyurdular ki: "Benim sözlerime yazdığın şerhi çıkar, insanlar menfaatlensin" dedi. "İplik verdim çulhaya beytine yazdığın sözü yazma, işte şu mânayı yaz!" diye bu yazılan mânaya beyan buyurdular. Bu beyte bir başka mâna yazılmış idi, onu terk edip bu mâna yazıldı."
Sayfa 203
Edebiyat