HARAÇ
Öykü
Notos Kitap Yayınevi; 85 Sayfa (Pazar, 30.11.2008)
Notos Kitap Yayınevi'nin yayımlamış olduğu Füruzan'a ait HARAÇ öyküsünü devrettim... Seksen beş sayfalık bir öykü; bir öykü ki roman tadında... Hakikaten roman tadında bir öykü, yoksa roman tekniğiyle yazılmış bir öykü mü deseydim?
Yazar Füruzan'ı tebrik ediyorum. Haraç adlı bu öykü yıllar yıllar önce, konaklarımızdan birinde, kendini bildi bileli hizmet eden bir kızın -ve aynı kızın kadınlık dönemi hâllerinin- hüzünlü hikâyesini ve hizmet görenlerin tutumlarını, vicdansızlıklarını anlatıyor.
Yazarımızı, Türkiye'de yaşayan bir kitapsever olarak yeni tanımış olmama hayıflanıyorum... Var mıdır yeryüzünde şöyle Füruzan'ın Haraç öyküsü gibi bir öykü? Hikâyeciliğin ustaları bu yazımı okurlar da,,, şayet sorumun cevabını biliyorlarsa, yanıtı da lütfederler mi?
Füruzan Yazarımız iki bin sekiz yılında İstanbul'da Yirmiyedinci Tüyap Kitap Fuarı'nın Onur Yazarı idi. Fuar'a gitmeden önce Yazarımız hakkında bir yerlerde övgülerle dolu bir yazı okumuştum, onun öykülerini içeren Haraç başlıklı kitap ile buluşmamız da bu sayede oldu... Kimse bana daha evvelce Füruzan'ı anlatmamıştı ama okumuştum: Okumak eyleminin büyüklüğüne bakın!..
Ferid Edgü Ağabeyimizin YAZMAK EYLEMİ başlıklı kitabı hatırıma geldi... Haraç'ı okuyorken de gelmişti aklıma Edgü'nün bu eseri... Niçin mi aklıma gelmişti: Bir öykünün, öykü anlatıcısının ağzından değil de hikâye edilen kahramanın ağzından yazıldığını okumak ve bu kadar güzel yazılabileceğini anlamak benim âdeta sermest olmama yol açtı da onun için.
Yazarımız'ı, Türkiye'de yaşayan bir kitapsever olarak yeni tanımış olmama hayıflanıyorum,,, diye yazmış olmamın sebeplerini düşündüm üstteki satırları yazıyorken. Acaba biz Türkler kendi değerlerimizi birbirimize anlatmayı beceremiyor muyuz?