Insta: byznur_art
Ama sen beni öldüremezsin, Lord Despot. Ben senin ne kadar çok uğraşırsan uğraş, öldürmeyi asla başaramadığın şeyim. Ben umudum. Sissoylu - Son İmparatorluk
"Bir tiyatrodaki iki oyuncu gibiydik ama ayrıydık. Birlikte oynamıyorduk sahnede. Bütün bu tanımadığım ve bir daha da asla görmek istemediğim insanların hatırına tek başımıza dayanmak zorundaydık bu gösteriye, bu acıklı, sefil oyuna."
-Not: İncelememde kitabın bütününü ele aldım. Fiziksel olarak elimde iki cilt olsa da orijinali bir bütün olduğundan ikinci cildi okumadan birinciye dair yorum yapmak istemedim. (İnceleme biraz spoiler içeriyor.)-
Oathbringer'ın başlarını özellikle çok beğendim. Okurken hiç sıkılmadım, hep bir merak duygusu içinde bir sonraki sayfalara hızla geçmek istedim. İlk iki kitapta Shallan'ın bölümlerinde sıkılsam da bu sefer onun bölümlerini bile sıkılmadan okuyabildim. Özellikle Shallan'ın kendi iç karışıklıklarının oldukça güzel yansıtıldığını düşünüyorum.
Kaladin ve parshmenlerin bölümleri kitapta belki de en sevdiğim kısımdı. Bu kitabın ana çatışmasının aktarıldığı ve okuyucularını çok kez düşündüren harika yazılmış bölümlerdi.
Dalinar'ın geçmişini daha derinlemesine öğrendiğimiz bu kitapta karaktere olan bakış açımız da ister istemez değişiyordu. İlk iki kitapta Dalinar Kholin olarak tanıştığımız kişinin Karadiken ile aynı kişi olduğu ve bunu unutmamamız gerektiği üzerine tekrar tekrar vurgu yapılıyordu. Bu kısımları da çok başarılı buldum.
Kitapta sıkıntı yaşadığım yer kitabın ortalarıydı açıkçası. Shadesmar bölümleri bana biraz sıkıcı geldi. Sprenler ile ilgili birkaç gizem çözülmüş olsa da bu bölümleri daha çok okumak için okumuş oldum. Ayrıca Szeth'in bölümlerinde de sıkılınca gelişme kısmını okumak benim için iyice zorlaştı. Başlarda heyecanla çevirdiğim sayfalar artık elime ağır gelmeye başlamıştı.
Kitabın son kısımlarıysa neyse ki beni tekrar kitaba bağlayabildi. Aksiyon sahneleri öne çıkarak heyecan unsurunu tekrar geri getirdi. Bir yandan da öğrendiğimiz yeni bilgiler sayesinde hangi tarafta olmamız gerektiğini hem biz hem de karakterler sorgular oldu.
Sonuç olarak Oathbringer benim için, ilk iki kitap kadar olmasa da, güzel ve başarılı bir kitaptı.
"Parlayan Şövalyeler'in kadim yazısında 'hedeften önce yolculuk' diyor. Bazıları bunu önemsiz bir laf olarak görebilir ama anlamı çok derin. Bir yolculukta acı ve başarısızlıklar olabilir. Kabul etmemiz gereken adımlar sadece ileriye atılanlar değildir. Aksilikler, sıkıntılar olabileceğini, başarısız olabileceğimizi, ayrıca bizi sevenleri incitebileceğimizi de kabul etmek zorundayız.
Ama eğer durursak, başarısız olduğumuzda yenilgiyi kabullenirsek yolculuk biter. Başarısızlık hedefimiz haline gelir.
Yolculuğu sevmek, böyle bir sonu kabul etmemektir. Ben acı dolu deneyimlerle bir şey öğrendim: Bir insanın atabileceği en önemli adım, her zaman bir sonraki adımdır."