•Nyx•

•Nyx•
Insta: byznur_art Ama sen beni öldüremezsin, Lord Despot. Ben senin ne kadar çok uğraşırsan uğraş, öldürmeyi asla başaramadığın şeyim. Ben umudum. Sissoylu - Son İmparatorlukSissoylu - Son İmparatorluk
166 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
9/10
·277 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2025 01:50
Reçine, kapağı dolayısıyla dikkatimi çeken, daha önce herhangi bir yerden duymadığım/görmediğim bir kitaptı. Konusu ilgimi çekip puanının da düşük olmadığını görünce okumak istedim ve iyi ki de öyle yapmışım, tam olarak beklentilerimdeki havada olan bir kitaptı, yazar beni yarı yolda bırakmadı. Özellikle benim gibi true crime içeriklerini takip etmeyi sevenlere önereceğim bir kitap kesinlikle. Okurken hep aklımda izlediğim vakalar canlandı, aynı onlar gibi trajik ve gerçekçi bir hikaye reçine. Aşırıya kaçmanın ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini anlatıyor bu kitap, saf sevginin bile aşırısının insanı kendini tanıyamayacağı bir şeye dönüştürebileceğini anlatıyor... Herkesin beğenmeyebileceği ama beğenenin de etkisinden uzun bir süre çıkmayacağı bir kitap bu. Umarım sizin için ikincisi geçerli olur. Kitapta en başarılı bulduğum şey karakterlerin yazımı ve onların dünyaya bakış açılarının aktarılışıydı kesinlikle. Örneğin, çoğu karakter genel kanıda etik olmayacak şeyler yapıyordu ama bunu yaparken neden böyle düşündükleri ve kendilerince sebepleri öyle güzel işlenmişti ki Silas'ın, Jens'in, Maria'nın, Liv'in yaptıkları şeyleri neden yaptıklarını anlıyordunuz ama aynı anda da yaptıklarının yanlış olduğunu da düşünüyordunuz, işte bu yakalaması çok zor olan ince bir çizgi bence. Karakterlerin düşüncelerinin doğru olduğunu empoze etmeden onların yaptıklarını neden yaptığını anlatmak her yazarın başarabildiği bir şey değil ve Ane Riel bunu başarabildiği için bu kitaptaki her karakter videolardan, haberlerden gördüğümüz o ,bir insan nasıl bu hale gelebilir?, deyip anlam vermekte zorlandığımız kişilerden biriymiş gibi hissettiriyor. Jens, Liv ve Maria'nın gördüklerini onlara koydukları anlamlarla betimlemeleri nedeniyle onların dünyasını çok güzel bir şekilde
Edebiyat
ReçineAne Riel · Koridor Yayıncılık · 2021159 okunma
Reklam
8/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2025 00:00
Alice Feeney'in kaleminden okuduğum ilk kitap oldu Taş Kağıt Makas. Genel olarak olumlu incelemeleri olmasından dolayı meraklanarak okudum ve evet, övgüleri hak eden bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Yazımı oldukça akıcı, hiç zorlamadan kendini okutturan bir kitap. Bölümler arasındaki mektuplar hikayeyi kesmektense hikayeyi daha da zenginleştiriyor ve okuru mektupları iple çekmeye itiyordu. Güzel ve şaşırtmalı bir gizem hikayesi okumak isterseniz alın okuyun, pişman olacağınızı düşünmüyorum. Ufak tefek takıldığım bazı şeyler de oldu onlardan da bahsedeyim biraz şimdi. Özellikle kitabın başlarında kitap sanki korku kitaplarının parodisiymişçesine olan birçok sahne vardı. Burda demek istediğim şey şöyle, örneğin bölüm sonunda korkutucu bir şey oluyor-bir ses,görüntü vs çıkıyor- ve okuyan kişi sonunda paranormal bir şeyler çıkmasını beklerken heyecanla diğer bölüme geçtiğimizde öğreniyoruz ki korkutucu olayın nedeni bir köpekmiş/koyunmuş/veya aslında o şeyi diğer karakter yapmış gibi gibi.. Nasıl anlatayım başlarda bunlar olduğunda çok takılmadım ama art arda, sürekli sürekli olunca sanki okurla dalga geçiliyormuş gibi bir hale bürünmeye başladı artık. Yazar bunu bilerek diğer korku kitaplarıyla dalga geçmek için yaptıysa değişik bir fikir, evet eğlenceliydi ama bunun için değil de sırf ters köşe yapayım aslında ortada bi şey yoktuya getiriyorsa gereğinden fazla yapıldığından bi yerden sonra sıkmaya başlamıştı. Kitapta olanları daha az ciddiye almama neden oldu. Bir diğer takıldığım şey de yazarın ters köşe yapma arzusunun fazlaya kaçmasıydı. Evet, güzel olanlar da vardı ama özellikle sonlara doğru artık her karakter kendi bölümünde farklı bir şeyler itiraf etmeye başlayınca bir anda köpeğin bile çıkıp, "Ben de aslında köpek değilim" falan demesini bekler oldum.
Edebiyat
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,1bin okunma
6/10
·400 syf.··
2024 2. kitabı
Çok beğenerek okuduğum Hayvan Mezarlığı'yla King'in kitaplarına başlamıştım ve bu ünlü eserini de heyecanla elime aldım. Henüz filmini de izlememişken kitabı okuduktan sonra da filmini izlerim diye düşünmüştüm ama bu kitap bende ne yazık ki Hayvan Mezarlığı'nın bıraktığı etkiyi bırakamadı. Kitabın ilk 200 sayfasında çok sıkıldım, korkunç ya da gerici hiçbir şey yoktu ve bende pek merak da uyandırmadı, sadece geçmiş olayları ele alıyordu diyebiliriz. Ailenin dinamiğinin anlatıldığı kısımları beğensem de -aile bireylerinin birbiriyle olan ilişkileri ve birbirlerine karşı tutumları çok güzel işlenmişti.- otelde soğukların başladığı yere kadarki kısmı genel olarak çok beğenemedim. Kitabın diğer yarısındaysa sonunda gerilimli ve aksiyonlu sahneler başladı. Buraları tabii daha beğenerek okudum. Jack'in psikolojisindeki iniş çıkışları da okuması çok keyifliydi. Korku kitabı olmasına karşın pek korkmadım ama özellikle banyo sahnesini oldukça beğendim, orayı ayırıyorum diyebiliriz. Genel olarak pek bilemediğim bir kitap oldu. Okuduğuma pişman değilim ama çok büyülenerek de okumadım. Kitabı okurken yazanların sinemada çok daha etkileyici ve korkutucu olabileceğini düşündüm ama tabii kitap formunda belirli bir yere kadar aktarım yapılabildiğini düşünüyorum. Yine de gerilimini havada hissedebildiğim diğer kitaplar gibi olmasını isterdim bu kitabın da. -Filmi izledikten sonraki düşüncelerim- Film ile kitap gerçekten birbirinden çok farklıydı. Kitaptan uyarlama olduğundan ben filmlerin kitapla tıpatıp aynı olmasını isteyenlerden değilim ama yine de filmde sebebini anlamlandıramadığım seçimler yapılmıştı. Bence en büyük hata Jack karakterinin tamamen farklı birisi olmasıydı. Kitapta Jack kötü şeyler yapıyordu evet, ama bunlardan hemen pişman oluyor ve kendini iğrenç biri gibi
Edebiyat
MedyumStephen King · Altın Kitaplar · 20217,6bin okunma
8/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2023 23:34
Hayvan Mezarlığı adını sıkça ve övgülerle duyduğum bir eserdi. Canım birden güzel bir korku-gerilim hikayesi isteyince de Stephen King ile bir tanışayım dedim. Öncelikle kitabın oldukça korkutucu olacağını bekliyordum ama bence korkudan çok trajedi dolu bir kitaptı. Tabii ki yer yer gerdiği -özellikle son kısımları- de oldu ama benim daha çok karakterleri anlamam ve onlara üzülmemle geçti kitap. Genelde korku,gerilim ve fantastik eserleri okurken plot twist olmasını beklerim ve isterim de. Bu kitaptaysa öyle bir şey yoktu, aslında başından sonuna kadar insan ne olacağını anlıyordu ama King karakterlerini ve karakterlerin birbirine sevgisini o kadar güzel yazmış ki içten içe belki de düşündüklerim olmaz, umarım olmaz, demeye başlamıştım. Kitabın da en başarılı yanı buydu bence. Neler olacağını az çok tahmin etseniz de kitabı okumadan edemiyorsunuz. Sonuç olarak, okuduğum en korkunç kitaplardan olmasa da etkileyici ve akılda kalıcı kitaplardan olduğu kesindi. Özellikle de son 2-3 sayfa çok güzeldi.
Edebiyat
Hayvan MezarlığıStephen King · Altın Kitaplar · 198414,5bin okunma
8/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2023 15:51
Rebecca, okurken insanı içine çeken karanlık bir atmosfere sahip. Kitabın büyük bir bölümü gizemden oluşuyor ve insanı sürekli bir merak içinde bırakıyordu. Ana karakterin adının olmaması kitaba dair en beğendiğim şeydi. Kitabın kendisi de anlattığı hikaye gibiydi, ismi bile belirtilmeyen bayan de Winter; silik ve kitabın anlatıcısı olmasına rağmen kitap rafa kaldırıldığında herkesin kolayca unutabileceği bir karakterdi. Buna karşın Rebecca kitabın her sayfasındaydı. Her karakterin aklında olan, ölmüş olsa da Manderley'de hüküm süren yegâne kişiydi. Zaten kitabın adı bile onundu, aynı hikâyede her şeye sahip olması gibi... Bu anlamda iki kadın karakter arasındaki zıtlıklar çok hoşuma gitti. Okurken en zevk aldığım kısım ise gelişmeydi. Malikanenin havasının yazımı, bayan Danvers'in aktarımı ve bayan de Winter'ın zamanla yaşadığı duygu değişimi çok güzeldi. Puan kırma sebeplerim de, öncelikle ana karakterle Maxim'in arasındaki yaş farkıydı. O zamanlarda biraz daha normal olduğunu bilsem de en azından adamın kadının iki katı yaşında olmasına gerek yoktu bence. Özellikle kitaptaki karakterler de bunu birkaç kere vurguladığından daha da göze batıyordu. Yazar büyük ihtimalle daha masum ve saf olması amacıyla ana karakterin küçük yaşta olmasını istedi ama Maxim'in 42 yaşında olmasını gerektiren hiçbir şey de yoktu. Ayrıca kitabın girişini yavaş buldum ve ana karakterin sürekli hayaller kurması beni bazı yerlerde hikayeden kopardı. Durduk yere olası senaryoları düşünüp detaylı detaylı anlatmasını okuması yorucuydu. En sevdiğim karakter: Beatrice Not: Bu kitabı okurken aklımda hep I Monster'ın "Who is She?" şarkısı dolandı. Kitabın atmosferini şarkıda, şarkının melodisini de kitapta hissettim. Sanki birbirleri için yaratılmış gibiydi. Kitabı okuduktan sonra dinlemenizi
Edebiyat
RebeccaDaphne du Maurier · İthaki Yayınları · 2020964 okunma
Reklam