"Bu ciddi bir mesele," diye sitem etti.
"Sevgili Rikki," diye karşılık verdi Karellen, "insan ırkını ciddiye alsam eskiden sahip olduğum muazzam zihinsel güçlerimin geri kalanını da yitiririm."
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sanıyorum en bilinen kitabıdır. Okumadan önce isminden yaptığım çıkarımlara içerik ve konu olarak ters düştü. Kitabı ve karakterleri, kurguyu, konuyu, laf aralarında hayat dersi niteliğinde olan lafların da altlarını çizdim. Klasik sayılmanın hakkını veren bir kitap.
-SPOILER-
İsmini duyunca böyle bir kurumdan ziyade daha okul tarzında bir mekan diye düşünmüştüm. Başlamadan önce içini rastgele açıp Hayri, Pakize, Zehra gibi isimleri görünce "Bunlar öğrencilerdir herhalde, bir tane de öğretmenleri vardır, zamanın değerini anlatır." gibisinden düşünmüştüm, yanılmışım. İsmini kitaba veren kuruluştan çok Hayri İrdal'ın hayatını anlatıyor. Çocukluğu, gençliği, yetişkinliği derken aslında tükenmiş bir adamın hayatı deneyimlemesini ve etrafında gerçekleşen olaylara karşı kendi adına anlamsız bulduğu ve buna bağlı olarak verdiği tepkileri okuyoruz. Kendi hitap şekliyle "Aziz Velinimeti" Halit Ayarcı onu "gayrimemnun" sıfatıyla olabilecek en kısa ve öz biçimde anlatıyor zaten. Bu nokta atışı tespitiyle tüm kitap boyunca etrafında yaşanan olaylara bir kulp bulmayı başaran, insanların sevdiği ve tasvip ettiği meşgalelere kusurluymuş gibi bakan bu adamı yeniden bize anlatıyor. Eserin neredeyse tamamında Hayri İrdal'ın bazı sıkıntılı yanları olduğunu küçük küçük anlıyoruz.Baldızları ve karısı Pakize'nin yaptığı her bir şeyi bazen dışa vurarak, ancak çoğunlukla içinden eleştiriyor. Kendi çalıştığı SAE'yi dahi saçma ve lüzumsuz buluyor. Toplumun ve insanların yaşanmışlıklarını her daim dışarıdan bir hayalet gibi izleyip anlamlandırmaya çalışıyor ama hiç tam anlamıyla başaramıyor. Bunu belki de geçmişinde yaşadığı psikolojik sorunlara ve hatta bunlar yüzünden aldığı psikanaliz tedavisine de bağlayabiliriz.
Psikanaliz demişken Doktor Ramiz kişiliğinden